• Kurt Cobain Doğum Günü Kutlaması: Nirvana Tribute Band

    Dünyanın en başarılı Nirvana tribute grubu olarak kabul edilen Nirvana Tribute Band, Kurt Cobain’i ve Nirvana’yı anmak için bu sene de 20 Şubat’ta %100 Studio’da buluşuyoruz! Alternatif müzik efsanesi Nirvana’yı yaşatmak için kurulan Nirvana Tribute Band, bugün Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını gezerek Kurt Cobain ve Nirvana’nın hikayesini anlatıyor. Birçok eleştirmen ...

  • %100 Metal İftiharla Sunar; Thrash metalin dev ismi OVERKILL 26 Eylül 2019 Perşembe akşamı KüçükÇiftlikPark’ta!

    Temelleri 1980 yılına dayanan ve isimlerini Motörhead’in “OverKill“ parçasından alan New Jersey’li grup 1985 yılında yayınladıkları “Feel The Fire” ve  sonrasında peş peşe çıkardıkları “Taking Over” ve “Under The Influence” albümleri ile kısa sürede tüm dünyaya OVERKILL ismini öğrettiler. more_link_text

  • 30 Kasım-> Yıllardır yaratacılığından ve enerjisinden ödün vermeyen dev isim New Model Army, 30 Kasım’da %100 Studio’da!

    1980'de Bradford'da kurulan New Model Army; punk rock, kuzey ruhu ve zamanın atmosferinden ilham aldı. Günümüze kadar uzun, yaratıcı ve netice dolu bir yolculuk geçiren grup; post-punk, folk-rock, politik-rock, goth ve metal gibi farklı alt kültürlerinden etkilense de bir etikete ait olmayı her zaman reddetti. more_link_text

  • 6-7 Aralık-> The Aristocrats 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da!

    Dirty rock, folk ve cazı harmanlayarak, tek bir albümde en iyi şekilde özetleyen grup kimdir? Tabii ki The Aristocrats! Rock virtüöz üçlüsü The Aristocrats unutulmayacak performanslarıya 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da! more_link_text

  • Mor ve Ötesi senfonik, Yoğun istek üzerine 7 Ekim’de yeniden sizlerle…

    Ülkemizin en önemli müzik gruplarından mor ve ötesi geçtiğimiz sonbaharda ilk defa seyirci ile buluşturdukları “senfonik” projesi ile sahne alıyor! Şef Orçun Orçunsel yönetimindeki Avrasya Filarmoni Orkestrasıve Şef Masis Aram Gözbek yönetimindeki Magma Filarmoni Korosunun eşlik edecek. mor ve ötesi Kerki|Solfej konserleri ile Harbiye Açıkhava'da sizlerle! more_link_text

  • 13 Eylül-> İstanbul Blue Night Sunar: Evanescence

    Müziğinde rock, metal ve senfonik öğeleri birleştiren Evanescence, “Synthesis Live” turu ile şehrin olmazları olduran festival markası İstanbul Blue Night sponsorluğunda 13 Eylül’de Volkswagen Arena’ya konuk oluyor! Evanescence öncesinde, alternatif rock’ı ve pop’u kendine özgü stiliyle bir araya getiren VERIDIA’yla buluşuyoruz. more_link_text

  • Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, 21 Eylül’de Zorlu PSM – STUDIO’da!

    Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, gitarda Sortiris Vayenas, basta ve vokalde Spiros Antoniou ve gitarda Christos Antoniou ile 1990 yılında kuruldu. 1991 yılında yayınladıkları uzunçalar Temple of the Lost Race ile tam anlamıyla kurulan grup, 1994’te ilk albümleri Mystic Places of Dawn’ı yayınladılar. Peşpeşe bir çok albüm yayınlayan grup, ...

  • 15 Kasım 2019-> Moonspell – Rotting Christ

    Gotik metalin en büyük isimlerinden olan MOONSPELL ve çok yönlü kariyerinin son dönemlerinde melodik black metale yakın duran ROTTING CHRIST, %100 Metal kapsamında ve Vera Müzik organizasyonuyla 15 Kasım’da IF Performance Hall’da hayranlarını unutulmaz bir geceye davet ediyorlar. Portekiz’in en büyük grubu MOONSPELL ve Yunanistan’ın en büyük grubu ROTTING CHRIST güçlerini ...

Umuda Yolculuk

Bayan Arıza tarafından 19 Eylül 2017 tarihinde yazıldı.

Almancası “Reise der Hoffnung”; İngilizce adı “Journey of Hope”. 

Film, Türkiye'de yaşayan Maraşlı bir Alevi ailesinin yasadışı yollarla sadece kartpostallarda gördükleri İsviçre'ye mülteci olarak gitmeye çalışmasını konu alıyor.

Baştan sona sürükleyici. Yolculuk, yurtdışına çıkış, hepsini güzel anlatmışlar. İzleyip de ağlamayan bir insan olamaz gibi geliyor. Tam bir insanlık dramı. İşin acı tarafı, yaşananlar da gerçekmiş.

Rahmetli Necmettin Çobanoglu ve Nur sürer çok başarılar. Filme ayrıca renk katmışlar bence. Mutlaka izlenmesi gerekenler listenizde olmalı.

İngiltere, İsviçre ve Türkiye ortak prodüksiyonu olan film, 1990 yılında “Yabancı Dilde En İyi Film Oscar Ödülü”nü de kazandı.

Yönetmen: Xavier Koller Film müziğinin bestecisi: Jan Garbarek Ödüller: Yabancı Dilde En İyi Film Oscar'ı Senaryo: Xavier Koller, Feride Çiçekoğlu Oyuncular: Nur Sürer, Yaman Okay, Dietmar Schönherr, Isa Danieli, Enzo Cannavale, Yasar Güner, Emin Sivas, Erdal Merdan, Necmettin Çobanoğlu

Ödüller: • Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı – 1990 • Nürnberg Film Festivali – 1991 • Bronz Leopard (Xavier Koller) – 1990

Midnight, Texas

Bayan Arıza tarafından 13 Eylül 2017 tarihinde yazıldı.

Çıtır çerez dizilerden biri daha. Neden böyle bir isim verdim? Gerçekten de öyle çünkü. Kitaptan uyarlama,  iz bırakmayan ve sadece vakit geçirmek için izleyebileceğiniz, cennet-cehennem, doğa üstü varlıklar, vampirler, medyumlar, kurt adamlar vb. konuların bolca işlendiği bir dizi. Zaten diziye adını veren "Midnight, Texas" bu varlıkların yaşadığı bir kasaba ver her şey burada geçiyor.

Biraz True Blood, biraz Supernatural, biraz Grimm. Ama kötü hali…

Dizide tanıdık yüzler de var. Esas oğlan psişik "Manfred Bernardo"yu Kanada asıllı oyuncu Francois Arnaud canlandırıyor ki evlere şenlik:) "Bobo Winthrop" rolünde Orphan Black'ten hatırladığım Dylan Bruce var. Tatlı cadımız  "Fiji Cavanaugh" rolünde Küba asıllı aktris Parisa Fitz-Henley var. The Vampire Diaries'ten hatırladığım Arielle Kebbel, kiralık katil "Olivia Charity"yi canlandırıyor. Bir de meleğimiz var ki (Jason Lewis) O'nu da yıllardan beri hep görmüşsünüzdür birçok dizi ve filmde ve fakat rol kabiliyeti yok, güzel saçlarını ve melek kanatlarını gösteriyor sadece:) Kasabamızın vampiri mavi lenslerle biraz komik biraz korkutucu olsa da nedense iyi kalpli ve ehlileşmiş durumda. Gana'lı oyuncu Peter Mensah "Lemuel Bridger"i canlandırıyor.

Esas oğlanımızın aşık olduğu kız olan Creek Lovell'ı da "Sarah Ramos" oynuyor. Kasabanın kurt adam rahibi Emilio Sheehan rolünde de "Yul Vazquez" var.

Bu arada bir bölümünde Breeda Wool oynamıştı ki şu anda Mr. Mercedes'te de oynuyor. Bayılıyorum o kadına.

Biraz teenage dizisi, toplama bir dizi olmuş adeta. Ama eleştire eleştire 7. bölüme kadar geldim. Klişelere rağmen kendini izlettiriyor. Yukarıda saydığım dizileri seviyorsanız bunu da seversiniz. Oyunculuklar da kötü ama e geriye ne kaldı ki diyeceksiniz? Francois Arnaud hatırına izlemek lazım!:)

The Sinner

Bayan Arıza tarafından 25 Ağustos 2017 tarihinde yazıldı.

Alman yazar Petra Hammesfahr'ın aynı isimli romanından uyarlanan "The Sinner", şu ana kadar yayınlanan altı bölümüyle beni benden aldı.

Jessica Biel ablamız başrolde. Kendisi esas kız "Cora Tannetti"yi pek güzel şekilde canlandırıyor.

Her şey Cora'nın bir yaz günü öğleden sonrası herifin birini sebepsiz bir öfke ile bıçaklaması ile başlıyor. Spoiler vermedim aslında çünkü bundan sonra yaşananlar bizi bambaşka yerlere ve olaylara götürüyor, olay dallanıp budaklanıyor.

Cora'nın kocası "Mason Tannetti" rolünde Christopher Abbott, her şeyi arayan meraklı polis "Harry Ambrose" rolünde de yine pek sevdiğim Bill Pullman var. Dizinin yönetmeni Antonio Campos.

Kesinlikle yayınlanan dört bölüme bakarak çok başarılı bir dizi olduğunu söylemeliyim. Heyecan tavan yapıyor, merak uyandırıyor, kendisini izlettiriyor. Bir sonraki bölümü merakla bekliyor, adeta gün sayıyorsunuz.

          

Bozcaada’da müzikseverler buluşuyor

Bayan Arıza tarafından 22 Ağustos 2017 tarihinde yazıldı.
“Tamirane On An Island”, bu sene de Kuzey Ege’nin en güzeli Bozcaada’da, Indie müziğin en iyi isimleriyle, eşsiz bir doğada, müzik tutkunlarını bir araya getiriyor.

Bozcaada’nın Ayazma Koyu’ndaki Tarihi Manastır’ın bahçesine yerleşecek olan Tamirane, 3-4-5 Eylül 2017 tarihlerinde müzik ve doğaseverleri önemli müzisyenler ve lezzetleriyleBozcaada’nın benzersiz atmosferinde bir araya getiriyor.

Ayazma Koyu’ndaki Tarihi Manastır’ın bahçesinde asırlık ağaçlar altında, ada kokuları içinde ve epik bir manzaraya karşı kurulacak olan sahnede; Büyük Ev Ablukada, Lara Di Lara, Ceylan Ertem feat. Cenk Erdoğan, Gaye Su Akyol, Peyk ve Lahza, dinlemeye doyamacağınız müzikleriyle sahne alıyor. Konserler öncesi ve sonrasında ise müzikler, DJ setleriyle müzikolog Murat Meriç, Alican Tezer, Muhsin Akgün ve Özerbey’e emanet.

Kaynak: ntv

Evren Özer’den Film Kritiği: En Kongelig Affaere (Yasak Aşk)

Bayan Arıza tarafından 18 Ağustos 2017 tarihinde yazıldı.

Kıta Avrupası’nın tarihi hep ilgi çekmiştir ki sebebi Kavimler Göçü ile başlayan demografik değişimlerdir.Özellikle Avrupa’nın sarı saçlı mavi gözlü nesilleri bu Kavimler Göçü’nün neticesidir.Tarih özelinde bakacak olursak Aydınlanma Çağı denilen toplumsal olarak kendini yenileme,Hristiyan otoritenin sorgulandığı bir nevi geriye itildiği bu süreç kıta Avrupa’sının çehresini değiştirmiştir… 

İşte tam bu noktada karşımıza Danimarka tarihi odağından kıta Avrupa’sının aynasına bakıyoruz.A Royal Affair dönem filmi olarak gayet başarılı bir yapım,kostümler olsun mekanlar olsun gayet doyurucu.senaryo tekniği (senaryo aşamasında Bodil Steensen-Leth’in yazdığı Prinsesse af Blodet adlı kitaptan yararlanılmış) ve kurgusu ile akıcılığı sağlıyor.Oyunculular göz doldurucu,yasak bir aşk hikayesi üzerinden Danimarka tarihinin bir kesitine şahit olmaktayız… 

Konu olarak ise; 

İngiliz Prensesi Caroline,1776 yılında Danimarka Kralı 7.Christian ile evlendirilir.Birbirlerini hiç görmeden evlendirildikleri için,Caroline eşinin akli dengesinin bozuk olduğunu ancak Danimarka’ya gittiğinde öğrenir.İkisi de çok gençtir.Ülkeyi yönetmek kralın görevidir ama genç kral çocuksu ve dengesiz hareketleriyle güven vermediği için tüm kararları kabinedeki bakanlar alır.  Christian’ın akıl sağlığı iyice bozulmaya başladığında saraya Almanya’dan özel bir doktor getirilir.Doktor Struensee,kralın güvenini kazanmakla beraber genç kraliçenin de aşkını kazanır.İkisi de özgürlükçü akımdan etkilendiğinden kralı yönlendirerek işkenceyi ve köleliği kaldırırlar.Halkın refahı için büyük atılımlar yapmaya çalışırlar.Bu durum kralın annesini, eski kabine üyelerini ile din adamlarını rahatsız eder.Doktor ve Kraliçe arasındaki gizli ilişkinin sarayda fark edilmesi an meselesidir ve dedikodular çıkmaya başlamıştır ve olaylar gelişir… 

A Royal Affair, Berlin Film Festivalinde Gümüş Ayı ödülüne layık görülmüş ve Danimarka’nın yabancı dilde Oscar adayı olarak Akademi’ye gönderilmiş. 

A Royal Affair kendi dönemindeki Rönesans akımının yazarlarından da ve şairlerinden de söz ediyor.Rönesans dönemindeki yazar ve şairlerin hem isimleri hem de yapıtlarından alıntılar yapıyor,dikkat çekiyor bir nevi kitap okuyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz ki bu çerçeve de film bize güzel bir panoramik ayna tutuyor dönemin içinde bulunduğu değişim rüzgarına… 

Mads Mikkelsen’den bahsedecek olursak Casino Royale ile tanıdım ki filmdeki kötü karakteri gayet başarılı bir şekilde canlandırmıştı.Daha sonra Die Tür ile değişik bir senaryo da kendini kanıtladı bence ki arkasına izlediğim Clash Of Titan,The Three Musketeers yardımcı rollerde muntazam bir oyunculuk çıkarmıştı.A Royal Affair’den sonra Jagten’i ben şahsen konu olarak beğenmedim ama oyunculuğu yine göz doldurucuydu.Doctor Strange ve Rogue One ile de yardımcı rollerine devam etti… 

Alicia Vikander kadın başrolde pek başarılıydı,önü açık gibi görünüyor.Bu filmden sonraki izlediğim filmleri Ex Machina (ben pek beğenmedim filmi ama kendi adına değişik bir deneyimdi) The Man From U.N.C.L.E (eğlenceli bir rolde başarılıydı) Jason Bourne (eh işte idare etti) şeklindeydi… 

Ve deli kral rolünde Mikkel Boe Følsgaard…daha önce onu Kvinden i buret (Kafesteki Kadın) da izlemiştim.Kendisinin rolü çok yoktu ama öyle bir büyüttü ki rolünü kısacık zaman diliminde filmin can alıcı sahnesinde damgasını vurdu.(ki o seri (3 film) ayrı bir inceleme konusu olur,tavsiye ederim.) Bu filmde de 2 başrolün yanında hiç de sönük kalmadı,kendi oyunculuğunu ve rolünü en az onlar kadar zirvede oynamış… 

İlgimi çeken hususlardan biri de filmin ismi…Orijinal isim En kongelig affære İngilizce çevirimi ‘A’ Royal Affair…’A’ hecesi belirsiz bir ismi nitelerken ‘The’ hecesi belirli bir ismi niteler.Bilinçli bir tercih gibi geliyor bana çünkü seyirciye ‘siz sarayda yaşanan bir yasak aşkı izliyorsunuz ya!(belirli) Derdim o değil anlattığım bambaşka bir şey(belirsiz)’ mesajını veriyor… 

Film bize bir ülkenin tarihini bugün bize anlatmaktan öte,hani toprağa bir tohum ekersin ve meyvesini bir zaman sonra verir ya! işte burada da tüm yaşananlar,bir fark yaratma,bir değişimi gerçekleştirme çabaları,bedeli ağır gibi görünse de ülke için hemen değil bir zaman sonra ve kalıcı olarak meyvesini vermesini anlatıyor.Danimarka tarihini (en azından aydınlanmaya giden sürecini),soylu sınıfı, aydınlanmanın toplumsal/siyasal kodlarını ve nedenini çok iyi aktaran bir döneme ışık tutmuş… 

Film seyirciye aydınlanma sürecinin içine düştüğü akıl tutulmalarını da çok güzel betimliyor.  Örneğin krala eğlensin diye siyahi çocuk vermek,Voltaire'nin siyahiler hakkında yazdıkları ile ayrı bir anlam kazanır.Film bize ayrıca Avrupa'da 1700 ve 1800'lerin hiç de öyle aydınlanmış,temizlenmiş bir çağ olmadığını gözler önüne sererken toplumun genelinin avrupa başkentlerinde dahi insanlık dışı şartlarda yaşamasını,sokakların b*k götürdüğü ve sıçanlardan geçilmediği,hijyen ve temizlik için teknoloji ve bilim gerektirmediği rezilliği gösteriyor.Hatta Alexandre Koyre bilim tarihi yazılarında rönesans ve aydınlanmanın ortaçağ gibi karanlık bir dönem olduğundan bahseder.Reformun yapılması kilisenin ve din adamlarının gücünü avrupa'da hem siyasal hem de toplumsal alanda 19. yüzyıl sonuna kadar kıramadığını söylemiştir. 

Filmde bir aşk üçgeni var.Öncelikle doktorla kraliçe arasındaki ilişki klişelerden çok az beslenerek yansıtılmış ve daha da önemlisi filmi bu aşk üçgeniyle kral-kraliçe-doktor ya da doktor-kraliçe aşkıyla doldurmamışlar.Öte yandan dönemin Danimarkası’nı (halkın b*k kokusuyla yaşamaya mecbur kaldığı, ülkeyi yöneten kabinenin halkın lehine hiçbir yasayı kabul etmediği,çiçek hastalığının önüne geçebileceklerken geçmeyip milletin ölümüne seyirci kalmaları,soysuz soylu ve ruhban sınıflarının ahlaksızlıkları) ayrıntılı olarak işlemeyi başarmışlar.Kralın değişimi de doktorun halkçılığı-devrimciliği de neticede dincileri yönetimden uzaklaştırmış,halkın lehine pek çok yasayı yürürlüğü geçirtmiş ki bu aşk üçgeninden iyi bir sonuç çıkmış diyebiliriz. 

Finalde ele geçirilen otoritenin ve gücün nasıl insanları bir ego havuzuna düşürdüğünü görüyoruz.Halkın için devrimler yapmak,halkın için yasalar yapmak seni bir yere götürse de kibir tuzağına düştüğün an seni halkın nasıl başaşağı edeceği ‘’ben sizden biriyim’’ desen de son pişmanlığın fayda etmeyeceği nasıl da dersvari bir sonla anlatılıyor… 

Son söz filmdeki bir replikten olsun Jean-Jacques Rousseau'un der ki; 

"insan özgür doğar ama artık her yerde prangalarda." 

Herkese İyi Seyirler…

Atypical

Bayan Arıza tarafından 18 Ağustos 2017 tarihinde yazıldı.

Netflix kanalında yayınlanan muhteşem dizilerden biri daha: Atypical! Dizinin yaratıcısı ismini daha önce duymadığım Robia Rashid. Kendisi harika bir iş çıkarmış.

Bir yetişkinliğe geçiş öyküsü olan Atypical, otizm spektrumunda bulunan 18 yaşındaki Sam'in (Keir Gilchrist) aşk ve bağımsızlık arayışını anlatıyor.

Otizm hakkında "Rain Man" filminden sonra en çok bilgiyi aldığım dizi oldu Atypical. Senaryo gerçekçi, diyaloglar keyifli, oyuncular iyi. İnsanı yormayan, keyifle izleten bir anlatımı, akıcılığı var.

Oyuncular, çook eskilerden sevdiğim bir oyuncu olan Jennifer Jason Leigh, "Sam" ve "Casey"nin annesi rolünde.

Sam'i oynayan aslında İngiliz olan ama Amerikan aksanını çok iyi yapan Keir Gilchrist.

Yine eskilerden tanıdığımız Michael Rapaport var ki evimizin babası rolünde.

Evin kızkardeşi rolünde tarzıyla gönlümde taht kuran Brigette Lundy-Paine oynuyor.

8 bölümü bir çırpıda izletti. Umuyorum 2. sezon onayı da gelir.

Motörhead solistinin adı Jurassic dönemi timsahına verildi

Bayan Arıza tarafından 10 Ağustos 2017 tarihinde yazıldı.
1970’li yılların ünlü heavy metal grubu Motörhead’in solisti Lemmy Kilmister’ın adı Jurasic döneminde yaşamış bir timsah türüne verildi.  

 

Lemmysuchus, yaklaşık 164 milyon yıl önce Orta Jurassic Dönemi’nde yaşamış ve teleosaur olarak adlandırılan bir grup timsah türünün bir üyesi.

 

 

 

Bu timsah türüne, 1970’li yıllarda fırtınalar estiren dünyaca ünlü İngiliz heavy metal grubu Motörhead’in solisti Lemmy Kilmister’ın adı verildi.

 

 

 

Fosili bulunan timsaha Lemmysuchus adının verilmesi fikrini taşıyanlardan biri olan Edinburg Üniversitesi’nden Paleontolog Michela Johnson, “Bir metre uzunluğunda iskelet ve toplam uzunluğu 5,8 metre olan fosil, bu timsahın, döneminin en büyük deniz yırtıcı hayvanlarından biri olduğunu gösteriyor” dedi.

 

 

 

İngiltere’nin Peterborough şehri yakınlarındaki müzede muhafaza edilen Lemmysuchus adlı timsah örneğinin, 20. yüzyılın başlarında koleksiyoncular tarafından bir taş ocağı çukurundan çıkarıldığı öğrenildi.

 

 

 

Zoological Journal of the Linnean Society’nin yayımladığı çalışmaya göre uluslararası bir bilim insanları topluluğu, fosil iskeletine farklı bir gözle bakarak onu yeniden sınıflandırdı ve ona bilimsel bir isim verdi.

 

 

 

Müze küratörü Lorna Steel, 2015 yılının sonunda hayatını kaybeden müzisyenin adının, yeryüzünde yaşamış en tehlikeli timsah türlerinden birine verilmesinin uygun olduğunu düşündüklerini söyledi. Bu isimlendirmenin ünlü müzisyenin anısına bir saygı olacağını dile getirdi.

Kaynak: ntvmsnbc

 

Ağustosta Netflix filmleri ve dizileri

Bayan Arıza tarafından 8 Ağustos 2017 tarihinde yazıldı.
Netflix'te ağustos ayında hangi filmler, hangi diziler var? İşte Netflix'e ağustos itibarıyla gelen yeni dizi ve yeni filmler…  

 

Grandma / Film (10 Ağustos)

Lilt Tomlin ve Julia Garner'ın başrollerde yer aldığı ABD yapımı film, bir büyükanne ve torunu arasında yaşanan, sırların açığa çıktığı bir hikayeyi konu ediniyor. 

Elle Reid, sevgilisinden henüz ayrılmış, insanları fazla sevmediğini düşünen biridir. Akşama kadar 600 dolar bulması gereken torunu Sage çıka gelir ve birlikte parayı bulmak için ortan oraya dolaşırlar. Bu süreçte karşılaştıkları kişilerle eski anılar yeniden canlanır, saklanmış sırlar ortaya çıkar.

 

 

 

Naked / Film (11 Ağustos)

Marlon Wayans, Regina Hall gibi isimlerin başrollerde yer aldığı film, komedi türünde. 

Rob Anderson her erkeğin hayallerindeki kadın Megan Swope ile evlenmek için bir gün önceden Charleston’a geldiğinde, henüz ne ilk dans için adımları öğrenmiştir ne de yeminini yazmıştır; hatta yüzüğü getirmeyi bile unutmuştur. Sorumluluklarını yapmak yerine Rob, sağdıcıyla gece dışarı çıkar. Daha sonra beklenmedik şeyler olur. Rob, nasıl geldiği hakkında hiçbir fikrinin olmadığı asansörde uyandığında kendisini çıplak bulur. Kapı açıldığında ise saatin geç olduğunu ve kendi nikahına yetişmek için bir saati olduğunu fark eder.

 

 

 

White Gold / Dizi (11 Ağustos)

İngiliz yapımı komedi filminin başrollerini Ed Westwick, Joe Thomas, James Buckley paylaşıyor.

1983 yılında geçen dizide, Vincent Swan muhteşem bir pazarlamacıdır. Vincent işlettiği showroom'da, yalaka aynı zamanda da serseri olan Fitzpatrick ve aşırı kibarlığı ile sürekli satışları engelleyen Lavender ile birlikte çalışır. Yakışıklı ve kendinden emin olan Vincent, satış yatabilmek için hiçbir kuralı çiğnemekten çekinmez. 

 

 

 

Atypical / Dizi (11 Ağustos)

ABD yapımı komedi-dram türündeki dizide; Sam, 18 yaşında otizm hastası bir gençtir. Kendi yaşıtları gibi yaşama arzusu olan Sam, bağımsızlık arayışı içindedir ve artık bir kız arkadaşı olsun ister. Terapisti, kişisel sorunlarını aşmasında Sam’i heveslendirirken, annesi çocuğunun büyüdüğünü kolay kolay kabul etmez. Sam’in babası ise annesinin aksine onun kendisini bulmasına yardımcı olmaya çalışır.

 

 

 

Marvel's The Defenders / Dizi (18 Ağustos)

ABD yapımı fantastik-aksiyon türündeki dizi, süper kahramanları bir araya getiriyor. Her biri Netflix’te kendine ait dizisi olan süper kahramanlar Daredevil, Jessica Jones, Iron Fist ve Luke Cage, The Defenders’ta New York’u kurtarmak için birleşiyor. 

 

 

 

Disjointed /Dizi (25 Ağustos)

Kathy Bates'in başrolde yer aldığı dizi, komedi türünde. 

Ruth Whitefeather Feldman, yıllarca uyuşturucu kullanılmasının yasal olması için mücadele vermiştir. Hayat boyu verdiği mücadelenin meyvesini toplayan Ruth, 20 yaşındaki oğlu ile birlikte uyuşturucu dükkanı işletmeye başlar. 

 

 

 

Death Note /Film (25 Ağustos)

Tsugumi Ohba ve Takeshi Obata tarafından yazılan efsanevi Japon mangasından beyazperdeye uyarlanan gerilim-korku-fantastik türdeki film,, konusunu da mangadan paralel olarak alıyor. Bir lise öğrencisi günün birinde bir defter bulur. Ancak bu sıradan bir defter değildir ve doğaüstü güçleri vardır. Bunu kısa sürede anlayan genç adam, deftere ismini yazarken yüzünü aklında canlandırdığı kişilerin kısa sürede öldüğünü fark eder. Yeni tanrı benzeri yetenekleriyle sarhoş olan genç adam, hayata değmeyeceğini düşündüğü şeyleri öldürmeye başlar.

 

Hangi dizi ne zaman başlayacak?

Bayan Arıza tarafından 8 Ağustos 2017 tarihinde yazıldı.
Narcos, American Horror Story, Vikings, The Walking Dead gibi geçen sezonun ilgiyle seyredilen dizileri yeni sezonda ne zaman başlayacak? Yabancı dizilerin yeni sezon bölümleri hangi kanallarda yayınlanacak? Sezonun yeni dizileri hangileri? İşte yeni sezonda yabancı diziler takvimi…  

Narcos (3. sezon) – Netflix

1 Eylül Cuma

 

American Horror Story: Cult – FX

5 Eylül Salı

 

You’re the Worst – FXX

6 Eylül Çarşamba

 

– BoJack Horseman (4. sezon) – Comedy Central

– One Mississippi, Amazon

8 Eylül Cuma

 

– Outlander (3. sezon) – Starz

– The Orville (Yeni dizi) – Fox 

– The Deuce: (Yeni dizi) – HBO

– Fear the Walking Dead (3. sezon) – AMC

– Top of the Lake: China Girl – Sundance

10 Eylül Pazar

 

The Mindy Project (6. sezon) – Hulu

12 Eylül Salı

 

Broad City (4. sezon) – Comedy Central

13 Eylül Çarşamba

 

Better Things (2. sezon) – FX

14 Eylül Perşembe

 

– The Vietnam War – PBS

– Vice Principals (2. sezon) – HBO

17 Eylül Pazar

 

 The Good Place (2. sezon) – NBC

20 Eylül Çarşamba

 

Gotham (4. sezon) – Fox

21 Eylül Perşembe

 

– Fuller House (3. sezon) – Netflix

– Transparent (4. sezon) – Amazon

22 Eylül Cuma

 

Star Trek: Discovery (1. sezon) – CBS

24 Eylül Pazar

 

– The Big Bang Theory (11. sezon) – CBS

– Young Sheldon: (Yeni dizi) – CBS

– Kevin Can Wait (2. sezon) – CBS

– Me, Myself & I (Yeni dizi) – CBS

– The Good Doctor (Yeni dizi) ABC

– Scorpion (4. Sezon) – CBS

– The Brave (Yeni dizi) – NBC

25 Eylül Pazartesi

 

– NCIS (15. Sezon) – CBS

– Lethal Weapon (2. sezon) – Fox

– Bull (2. Sezon) – CBS

– This Is Us (2. sezon) – NBC

– The Mick (2. sezon) – Fox

– Brooklyn Nine-Nine (5. sezon) – Fox

– NCIS: New Orleans (4. sezon) – CBS

– Law & Order: True Crime: The Menendez Murders – NBC

26 Eylül Salı

 

– The Goldbergs (5. sezon) – ABC

– Empire (4. sezon) – Fox

– The Blacklist (5. sezon) – NBC

– Speechless (2. sezon) – ABC

– Modern Family (9. sezon) – ABC

– SEAL Team (Yeni dizi) – CBS

– Star (2. sezon) – Fox

 – Law & Order: Special Victims Unit (19. sezon) – NBC

– American Housewife (2. sezon) – ABC

– Designated Survivor (2. sezon) – ABC

– Criminal Minds (13. sezon) – CBS

– Chicago P.D. (5. sezon) – NBC

– Liar – PBS

27 Eylül Çarşamba

 

– Grey's Anatomy (14. sezon) – ABC

– Superstore (3. sezon) – NBC

– Will & Grace (9. sezon) – NBC

– Great News (2. sezon) – NBC

– How to Get Away With Murder (4. sezon) – ABC

– Chicago Fire (6. sezon) – NBC

28 Eylül Perşembe

 

– Marvel's Inhumans (Yeni dizi) – ABC

– MacGyver (2. sezon) – CBS

– Hawaii Five-0 (8. sezon) – CBS

– The Exorcist (2. sezon) – Fox

– Blue Bloods (8. sezon) – CBS

29 Eylül Cuma

 

Versailles (2. sezon) – Ovation

30 Eylül Cumartesi

Kaynak: ntvmsnbc

Evren Özer’den şiir paylaşımı

Bayan Arıza tarafından 7 Ağustos 2017 tarihinde yazıldı.

ŞU DÜNYANIN EVHAMINA ŞAHİTTİR PARMAKLARIM…   Şahittir parmaklarım Olana bitene Olanca gücümle Yokolmaya hazırlanırken Yazılan kaderime Boynuma vurulmuş kederli kelimelere Şahittir parmaklarım Tutulan dileğime Yakılan mumlara İçi izmarit dolu kül tablalarına Elimin izi kalmış kadehlere Şahittir parmaklarım Yüzüme sürdüğümde Gezindikçe Gelip gitmelerin Benim gel-gitlerime Şahittir parmaklarım Tutamayınca verdiğim sözlere İhanetim İhya ederken kendimi Kalakalmışlığın koynunda Ben kehanetim Sana ait Şahittir parmaklarım Yanlış kalplere girilen Yanlış yollara Çıkmaz sokaklara İçinden çıkamadığım şu dünyanın Evhamına Yazdığım parmaklarım şahittir…