• Kurt Cobain Doğum Günü Kutlaması: Nirvana Tribute Band

    Dünyanın en başarılı Nirvana tribute grubu olarak kabul edilen Nirvana Tribute Band, Kurt Cobain’i ve Nirvana’yı anmak için bu sene de 20 Şubat’ta %100 Studio’da buluşuyoruz! Alternatif müzik efsanesi Nirvana’yı yaşatmak için kurulan Nirvana Tribute Band, bugün Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını gezerek Kurt Cobain ve Nirvana’nın hikayesini anlatıyor. Birçok eleştirmen ...

  • %100 Metal İftiharla Sunar; Thrash metalin dev ismi OVERKILL 26 Eylül 2019 Perşembe akşamı KüçükÇiftlikPark’ta!

    Temelleri 1980 yılına dayanan ve isimlerini Motörhead’in “OverKill“ parçasından alan New Jersey’li grup 1985 yılında yayınladıkları “Feel The Fire” ve  sonrasında peş peşe çıkardıkları “Taking Over” ve “Under The Influence” albümleri ile kısa sürede tüm dünyaya OVERKILL ismini öğrettiler. more_link_text

  • 30 Kasım-> Yıllardır yaratacılığından ve enerjisinden ödün vermeyen dev isim New Model Army, 30 Kasım’da %100 Studio’da!

    1980'de Bradford'da kurulan New Model Army; punk rock, kuzey ruhu ve zamanın atmosferinden ilham aldı. Günümüze kadar uzun, yaratıcı ve netice dolu bir yolculuk geçiren grup; post-punk, folk-rock, politik-rock, goth ve metal gibi farklı alt kültürlerinden etkilense de bir etikete ait olmayı her zaman reddetti. more_link_text

  • 6-7 Aralık-> The Aristocrats 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da!

    Dirty rock, folk ve cazı harmanlayarak, tek bir albümde en iyi şekilde özetleyen grup kimdir? Tabii ki The Aristocrats! Rock virtüöz üçlüsü The Aristocrats unutulmayacak performanslarıya 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da! more_link_text

  • Mor ve Ötesi senfonik, Yoğun istek üzerine 7 Ekim’de yeniden sizlerle…

    Ülkemizin en önemli müzik gruplarından mor ve ötesi geçtiğimiz sonbaharda ilk defa seyirci ile buluşturdukları “senfonik” projesi ile sahne alıyor! Şef Orçun Orçunsel yönetimindeki Avrasya Filarmoni Orkestrasıve Şef Masis Aram Gözbek yönetimindeki Magma Filarmoni Korosunun eşlik edecek. mor ve ötesi Kerki|Solfej konserleri ile Harbiye Açıkhava'da sizlerle! more_link_text

  • 13 Eylül-> İstanbul Blue Night Sunar: Evanescence

    Müziğinde rock, metal ve senfonik öğeleri birleştiren Evanescence, “Synthesis Live” turu ile şehrin olmazları olduran festival markası İstanbul Blue Night sponsorluğunda 13 Eylül’de Volkswagen Arena’ya konuk oluyor! Evanescence öncesinde, alternatif rock’ı ve pop’u kendine özgü stiliyle bir araya getiren VERIDIA’yla buluşuyoruz. more_link_text

  • Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, 21 Eylül’de Zorlu PSM – STUDIO’da!

    Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, gitarda Sortiris Vayenas, basta ve vokalde Spiros Antoniou ve gitarda Christos Antoniou ile 1990 yılında kuruldu. 1991 yılında yayınladıkları uzunçalar Temple of the Lost Race ile tam anlamıyla kurulan grup, 1994’te ilk albümleri Mystic Places of Dawn’ı yayınladılar. Peşpeşe bir çok albüm yayınlayan grup, ...

  • 15 Kasım 2019-> Moonspell – Rotting Christ

    Gotik metalin en büyük isimlerinden olan MOONSPELL ve çok yönlü kariyerinin son dönemlerinde melodik black metale yakın duran ROTTING CHRIST, %100 Metal kapsamında ve Vera Müzik organizasyonuyla 15 Kasım’da IF Performance Hall’da hayranlarını unutulmaz bir geceye davet ediyorlar. Portekiz’in en büyük grubu MOONSPELL ve Yunanistan’ın en büyük grubu ROTTING CHRIST güçlerini ...

‘Tereddüt’e dört ödül daha

Bayan Arıza tarafından 5 Aralık 2017 tarihinde yazıldı.
Yeşim Ustaoğlu’nun son filmi “Tereddüt”ün ödül yolculuğu devam ediyor. En son, Berlin’de düzenlenen Around the World in 14 Film’in 2017 seçkisinde gösterilen “Tereddüt”, önceki gün sonra eren Frankfurt Türk Film Festivali’nden de En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu ödülleriyle döndü.

Yeşim Ustaoğlu’nun ulusal ve uluslararası alanda eleştirmenlerden övgüler toplayan son filmi “Tereddüt” şimdi de, Almanya’nın Frankfurt kentinde 17. kez düzenlenen ve 2 Aralık’ta sonra eren Frankfurt Türk Film Festivali’nden 4 ödülle birden döndü.

Buket Alakuş, Hannes Karnick, Brigitte Strubel-Mattes, Claudia Prinz, Barbara Trotnow ve Mehmet Arif Özserin’den oluşan jüri, “Albüm”, “Babamın Kanatları”, “Bana Git De”, “Beginner”, “Koca Dünya”, “Müthiş Bir Film”, “Rauf”, “Rüzgarda Salınan Nilüfer” ve “Toz”un da aralarında olduğu 10 film arasından “Tereddüt”ü “En İyi Film” seçti. 

“Tereddüt” aynı zamanda “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Senaryo” dallarında da Yeşim Ustaoğlu’na Altın Elma Ödülü getirirken, filmin oyuncularından Ecem Uzun da En İyi Kadın Oyuncu seçildi. Ustaoğlu En İyi Film Ödülü’nü alırken “Bu ödülü yaşam hakkı elinden alınan çocuklara ve özelliklere kadınlara adıyorum” dedi.

 

 

YILIN EN İYİ 14 FİLMİ ARASINDAYDI (ALDIĞI ÖDÜLLER)

Bir hafta önce Berlin’de düzenlenen ve yılın en iyi 14 filmini buluşturan Around the World in 14 Film’in 2017 seçkisinde yer alan “Tereddüt”, Mannheim Türk Filmleri Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü; Batum Uluslararası ArtHouse Film Festivali’nden En İyi Yönetmen Ödülü ve En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü; İstanbul Film Festivali’nin Altın Lale Ulusal Yarışması’nda En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Müzik Ödülü’nü; Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nden FIPRESCI Ödülü ile Genç Cadı Ödülü’nü; Bilkent Sinefest’ten En İyi Yönetmen Ödülü’nü; Sofya Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü’nü; Uluslararası Kerala Film Festivali’nden En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini; Uluslararası Hayfa Film Festivali’nden de Jüri Özel Ödülü’nü almış; Uluslararası Antalya Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma’sından ise En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, Ulusal Yarışma bölümünden de Film-Yön Derneği En İyi Yönetmen ve En İyi Kadın Oyuncu dallarında ödüllerle dönmüştü.

Kaynak: NTV

‘Gülün Adı’ dizi oluyor

Bayan Arıza tarafından 9 Kasım 2017 tarihinde yazıldı.
Yaklaşık iki yıl önce hayatını kaybeden Umberto Eco'nun 1980 tarihli ilk romanı olan 'Gülün Adı', kısa sürede çağdaş klasikler arasına girerek İtalyan yazarı dünyaca tanınan bir isme dönüştürmüştü. Çok katmanlı bir yapıt olan bu romanda, 1327’de İtalya’daki bir manastırda geçen bir cinayet soruşturması anlatılıyor. Hem Ortaçağ Hıristiyan dünyasını derinliğine irdeleyen bir tarihsel roman hem de soluk soluğa okunan bir polisiye öykü olan 'Gülün Adı', 1986 yılında Jean-Jacques Annaud'un yönetmenliğinde bir sinema filmine de dönülmüştü. Usta oyuncu Sean Connery'nin oynadığı film, kitabın şöhretini katlamıştı.   30 yıl sonra 'Gülün Adı' şimdi de kitapseverlerin karşısına bir televizyon dizisi olarak çıkacak. Roma'daki Cinecittà Studios'ta ocak ayında başlanacak çekimler için hazırlıklar devam ediyor. Alman ve İtalyan ortak yapımı olacak olan proje, sekiz bölümlük bir mini dizi olacak. Dizinin senaryosu Emmy ödüllü Nigel Williams tarafından kaleme alınıyor ve oyuncu kadrosuna son katılan isimler ise John Turturro ve Rupert Everett oldu. Usta oyuncu John Turturro, dizide 1986 tarihli filmde Sean Connery'nin hayat verdiği William of Baskerville karakterine hayat verecek.   Kaynak: Milliyet Sanat

Tüm Radiohead kayıtları şarkı sözü kitabında

Bayan Arıza tarafından 9 Kasım 2017 tarihinde yazıldı.

En son geçen ay 'OK Computer'ın 20. yılı şerefine 'OKNOTOK' adıyla yayımlanan albümdeki 'Lift' isimli şarkısına çektiği klostrofobik kliple dinleyicilerinin karşısına çıkan Radiohead cephesinden yeni haberler var. Grup yaptığı açıklamada tüm B-sides ve az bilinen çalışmalarıyla birlikte 160 kaydın yer alacağı 400 sayfalık bir şarkı sözü kitabı yayımlayacağını duyurdu. Aynı zamanda şarkılara dair akorların da bulunacağı kitabın kapak tasarımı ile grubun ortağı Stanley Donwood imzası taşıyor. Ön siparişe çıkan kitap 'Radiohead Complete Songbook', 27 Kasım'dan itibaren raflarda yerini alacak.

Kaynak: Milliyet Sanat

Akıllı telefon kullanmıyorum

Bayan Arıza tarafından 9 Kasım 2017 tarihinde yazıldı.
Heavy metal grubu Iron Maiden’ın vokalisti Bruce Dickinson, Brand Week İstanbul etkinliği kapsamında Zorlu PSM’de konuştu.

Heavy metal grubu Iron Maiden’ın vokalisti Bruce Dickinson, Brand Week İstanbul etkinliği kapsamında Zorlu PSM’de konuştu. Cebinden Nokia telefonunu çıkararak “Bakın bende akıllı telefon yok. Bunun üzerine düşündünüz mü? İletişimsizleşiyoruz, yan masada oturan arkadaşımıza bile mail atmaya başladık. Ben iletişimden yanayım” dedi. 

Kaynak: Milliyet

Absentia

Bayan Arıza tarafından 30 Ekim 2017 tarihinde yazıldı.

İşte yeni bir polisiye ve gerilim dizisi daha. Esas kızımız Stana Katic ki en bilinen rolü Castle dizisinde oynadığı Detektif Kate Beckett rolüdür. Oradan beridir severiz kendisini. Burada da FBI Ajanı "Emily Byrne" rolünde. Amerika kanalı AXN'de yayınlanıyor. Programın yaratıcısı ise Matt Cirulnick.

Absentia, Boston'da bir seri katilin peşindeyken kaybolan ve ölü ilan edildikten 6 yıl sonra ormanda bir kulübede bulunan bir FBI ajanı olan Emily Byrne'ın geri dönüş hikayesini anlatıyor. Kim kaçırdı, neler oldu, neden kaçırıldı vb. soruların peşine düşüyor esas kızımız. 6 yıl önceki eşi yine ajan olan Jack Reacher (Patrick Heusinger) olayları çözmesinde kendisine eşlik ediyor. Kendisi ortadan kaybolunca eski eş evleniyor, o dönemde küçük olan oğlu da 9-10 yaşına geliyor. Bir erkek kardeş ve baba da var dizide.

Tüm suçlar Emily'e çevriliyor. 6 yıl geçip de bulunduktan sonra olayları araştırma işinde bir sürü kötü olaylar mevzu bahis oluyor. Neredeyse dokunduğu herkes ölüyor, öldürülüyor. Olay yerinde bizim hatun olunca tüm gözler de ona çevriliyor. Bir de dedektifimiz var, onu da Angel Bonanni canlandırıyor.

Stana Katic yine güzelliği ile göz dolduruyor.  Nitekim çok bir şey katmaz hayatınıza ama hep söylediğim gibi polisiye seviyorsanız izletiyor kendini.

Şimdilik 6 bölüm yayınlandı. Klişelere rağmen tüm bölümleri keyifle izledim.

Adam Driver, Spike Lee filminde

Bayan Arıza tarafından 30 Ekim 2017 tarihinde yazıldı.

ABD sinemasının muhalif isimlerinden Spike Lee, 'Black Klansman' adını taşıyan yeni filminde Ku Klux Klan’a karşı 1978 yılında operasyon düzenleyen bir polisin gerçek hikayesinden yola çıkıyor. Ron Stallworth’un otobiyografik kitabından uyarlanacak filmin oyuncu kadrosuna bu dönem yükselişteki aktörlerden Adam Driver da katıldı. Driver, filmde bir polis memurunu canlandıracak. Filmde başrolü üstlenecek ismin Denzel Washington'ın oğlu John David Washington olacağı önceden açıklanmıştı.

Kaynak: Milliyet Sanat

Mannheim’in en iyisi ‘Tereddüt’

Bayan Arıza tarafından 30 Ekim 2017 tarihinde yazıldı.

25. Mannheim Türk Filmleri Festivali’nde En İyi Film Ödülü'nü Yeşim Ustaoğlu'nun yönettiği 'Tereddüt' kazandı. Jüri kararın gerekçesinde "İç çatısmaları baskılamanın ne kadar ağır sonuçları olduğunu etkileyici bir şekilde sergiliyor ve aynı zamanda da kadınları daha güçlü yapan çözümler bulmaya cesaretlendiriyor" dedi. 'Tereddüt', kasım ayınında sonunda Almanya'da gösterime girecek. Ödül töreninde, Seyirci Özel Ödülü'nü ise Türkan Derya’nın yaptığı 'Çok Uzak Fazla Yakın' kazandı. Festivalde Türkiye yapımı 20 film izleyiciyle buluştu.

Kaynak: Milliyet Sanat

Mindhunter

Bayan Arıza tarafından 17 Ekim 2017 tarihinde yazıldı.

Yeni bir Netflix dizisi daha. Suç, polisiye ve gerilim severler hemen izlemeye başlasın. Yetmişli yıllarda FBI'ın cinayet psikolojisini başlatan John Douglas'ın "Mindhunter" isimli kitabından uyarlanmış müthiş dizi. Yaratıcı Joe Penhall. Oyunculardan bazıları: Jonathan Groff ki kendisini esas oğlan "Holden Ford" rolünde izliyoruz, Holt McCallany var ki O da "Holden Ford" ile beraber davranış biliminin kurucusu "Bill Tench"i canlandırıyor. Holden'ın sevgilisi "Debbie Mitford" rolünde ise Hannah Gross oynuyor.

ve yönetmen koltuğunda çok sevdiğimiz David Fincher var. Mevzular 1977 yılında geçiyor. O dönemin kılık-kıyafet, ortam vb. her detayı mükemmel kurgulanmış. Teknik açıdan çok başarılı buldum. Ağırdan, inceden işlenmiş konular. Henüz 2 bölüm izlemiş biri olarak fena halde sardığı için hemen size de tavsiye etmeyi kendime borç bildim.

Farklı bir konu, üzerinde çok emek edilmiş bir dizi, David Fincher işe dahil olunca ortaya çıkan ürün mükemmel oluyor. Atmosferi harika yaratmış. Psikoloji, Sosyoloji, suç, suçlu, suça iten sebepler derken üzerinizde bir soğuk hava esiyor ki sormayın. Bir solukta izlenebilecek bir dizi.

Plak satışları artıyor

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2017 tarihinde yazıldı.

Plak satışlarının yüzde 3.1 artış gösterdiği açıklandı.

Nielsen Music, ABD'yi kapsayan ve yılın ilk üç çeyreğini içeren yeni raporunda plak satışlarının bir önceki yıla göre yüzde 3.1 artış göstererek 9.35 milyon dolara yükseldiğini açıkladı.

Son üç yıldır ivme kazanan ve müzik piyasasına fiziksel satışlarda can simidi olan plak dışında, fiziksel müzik satışları yüzde 13.3, dijital albüm satışları ise yüzde 19.5 düştü. 

Raporda, çevrimiçi müzik dinleme ve video izleme oranının yüzde 40.5 artış gösterdiği bilgisi paylaşıldı.

 

Kaynak: ntvmsnbc

Evren Özer’den Film Kritiği: SE7EN (YEDİ)

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2017 tarihinde yazıldı.

Yıl 1995…Star Tv’de pazar geceleri Parliament Sinema Kulübü var her hafta sonunu iple çekiyorum çünkü kaliteli filmler oynuyor…

Yine böyle bir pazar akşamı saat 22:00 itibari ile film başladı,film seni sürüklüyor,içine çekiyor,bırakmıyor…Film bittiğinde ise ruhumda ve bedenimde bir yumruk hissettim ki Kevin Spacey bu durumu şöyle özetliyordu; ''İnsanların dikkatini çekmek için onların omuzlarına dokunmanız artık yeterli değil,onlara bir balyozla vurmanız gerekiyor.’’

Film karanlık bir atmosferde ve devamlı yağan bir yağmur eşliğinde devam ediyor,film size olayların geçtiği şehrin adını vermiyor çünkü hangi şehir ismi geçse lanet okunacak o isme…

Brad Pitt ve Morgan Freeman öyle doyurucu bir oyunculuk çıkarmışlar ki Fincher onları ayrı bir yerde tutuyor ve kendi yönetmenlik hünerlerini onların üzerinden değil de geçiş sahnelerindeki ustalık,ince detayları çok iyi vurgulayıp yansıtan kamera açıları ve katili son 15 dakikaya kadar büyük bir hünerle saklayan kurgusu ile seyirciye aktarıyor…

Konu olarak ;

Hristiyanlığın yedi ölümcül günahını  (kibir,açgözlülük,şehvet düşkünlüğü,kıskançlık, oburluk,yıkıcılık ve tembellik) işleyenleri kendi vahşi yöntemleriyle öldüren bir seri katil ve onun peşindeki iki dedektifin çabalarını diye özetleyebiliriz…

Fincher’ın yedi ölümcül günahı Hristiyan doktorininden çıkarıp günümüz tüketim toplumunun bir parçası şeklinde tasvir eden üstelik bu tasvirde işlenen günahları kabullenme ve bu günahtan kurtulunabileceğini de üstüne basa basa Spacey üzerinden vurgulaması ayrı bir inceleme konusu olur kanımca…

Spacey’in final kesitinde ‘’sanırım benim günahımda kıskançlık’’ diyip alttan üste doğru Pitt’e bakış atması ve Pitt’in o esnada ki ruh hali,bakışlarındaki masumane açmaz,dolu gözler,karar verme arefesindeki boşluk hissi efsane ötesiydi,çok çarpıcı bir oyunculukların gösterildiği aşikar…

Spacey’in filmin açılış sahnelerinde isminin geçmemesi ve filmin son jeneriğinde Kevin Spacey as John Doe diye yazılması ince ama mükemmel bir ayrıntı çalışma… 

Ayrıca Saw serisindeki Jig Saw karakterinin de John Doe karakterinden esinlenme olduğunu da düşünmekteyim çünkü öldürme amaçları aynı güdü üzerinden yürüyor,günahlar üzerinden…Buna ilaveten john Doe’nun yaptıkları bir cezalandırma değil bence Se7en günah hakkında vaaz vermek…'Günah işlerseniz mutlaka karşılığını alırsınız…’

Pitt ve Freeman karakterleri üzerinden yürürsek iki karakterin dünyaya ve hayata bakış açılarındaki tezatlık bence asıl vurgulanması gereken nokta…bir tarafta dünyayı bir çocuk sahibi olmak istemeyecek kadar yaşanmaz bire yer olarak algılayan karakter (örnek sahne : Freeman gittiği ilk cinayet mahalinde oradaki polis memuruna “çocuk görmüş mü”diye sorar,bu soru adeta ‘senaryodaki bir karakter nasıl inşa edilmelidir’ ders konusu için var,bu soru ileride,neden sevgilisinden çocuğu olduğunda onu terk ettiğinin zemini aslında) diğer tarafta ise bir hayatta bir fark yaratacağına doğru bir hayat yaşayıp hayatta karşılaştığı çarpıklıkların giderilmesinde aktif bir rolü olacağına inanan başka bir karakter…

Freeman film boyunca üstüne basa basa katilin kaçık yada anormal biri olmadığını tersine katilin boktan hayat şartlarının bu hale getirdiğini anlatmaya çalışır Pitt’e, Pitt ise bunu asla kabul etmez zira evliliğinin ve kariyerine başındadır işine olan sevgisi, gururu Freeman’in katil ile olan açıklamasını kendine yediremez çünkü mesleği dedektiflik olan biri için böyle bir katil profili dedektiflik mesleğini anlamsızlaştırır.İçeri tıktığınız her suçlunun aslında çok basit bir suç işleme güdüsü olduğu gerçeği Pitt’e hayatta hiçbirşeyi kolay kolay değiştiremeyeceği gerçeğini hatırlatması bence içindeki açmazı tetikler…

Bu filmin bence en güçlü yanlarından biri de kurbanların hepsinin acımasız bir şekilde katledilmesine rağmen hiçbir kurbanı bariz bir şekliyle göremememiz.Kurbanlara ne olduğunu ve nasıl öldürüldüklerini bilmemize rağmen ekranda yaşanmış bir sahne göremiyoruz bütün o katledilme sahnelerini ancak kendi hayal gücümüzle beynimizde canlandırıyoruz ve adeta biz yaşıyoruz.Kendi zihnimizde katil ve maktüle 3.göz olarak şahitlik ediyoruz adeta bir suç ortağı gibi ki filmin temel mesajı da bu,herkes suçlu…

Tam burada açıklamak istediğim bir konum var şöyle ki;

Önce kısa bir hikaye anlatayım.Hz.Hızır Keyf suresinde kendi ve Hz.Musa ile birlikte çıktıkları yolculukta bir anlaşma yaparlar.Hz.Hızır Hz.Musa’ya;

-Ben ne yaparsam yapayım yaptıklarım asla bana nedenini sormayacaksın der.

Hz.Musa’da kabul eder.Ancak yolculuk sırasında Hz.Hızır küçük bir çocuk görür gidip onu yakalar ve boğazını keser.Hz.Musa bu olayı görünce öfkelenir ve sözünden döner ve isyan eder.Hz.Hızır önce ses çıkarmaz ama yolculuğun sonunda Hz.Musa’ya ;

-Öldürdüğüm çocuk büyüdüğünde zalim bir kral olacaktı ve binlerce insanı katledecekti der ve Hz.Musa kalakalır…

Şimdi soru şu ; Hz.Hızır bu durumda katil midir? Teori de evet çünkü bir çocuğu hiçbir sebep olmadan durup dururken öldürüyor ama gelecekte olanı bildiğinden binlerce çocuğu ölümden kurtardığına göre hala Hz.Hızır’a katil diyebilir miyiz?

İşte Se7en bize bu soruyu soruyor aslında…Gerçekten kötülük dolu olduğunu düşündüğümüz şeyler yada masum görünen ve iyi olan şeyler gerçekten göründükleri gibi midir?

Balyoz sahneleri ;

Spacey abimizin polis merkezinde eli kanlı bir şekilde gelip 2 defa dedektif diye bağırmasına rağmen sesini duyuramayıp 3 defa adeta kükremesi ile karakolun dona kalması,

Film başlarken ki çalan parça (Nine İnch Nails / You make me closer to god)

Yatağa bağlı kurbanın aniden hareketlendiği muazzam gerilimli an…

Ve Son Söz : “Ernest Hemingway, ‘Dünya güzel bir yer ve de uğruna savaşmaya değer’ demiş.Ben cümlenin ikinci yarısına katılıyorum.” (William Sommerset)

Herkese İyi Seyirler…