Melancholia

Bayan Arıza tarafından 21 - Ekim - 2011 tarihinde yazıldı.

Danimarka'lı yönetmen dogma akımının en önemli temsilcilerinden Lars Von Trier'in son baş yapıtı Melancholia'yı izledim. Adam hem yazmış, hem de yönetmiş bu muhteşem ve çok etkileyici filmi.

Dancer in the Dark ile beni darmaduman eden Lars Von Trier yine hemen hemen her filminde olduğu gibi bunda da hüzün temasını kullanmış. Adam aslında bir bilim kurgu hikâyesi yazmış, son dönemde çokça konuşulan dünyanın yok oluşu, marduk hikâyesi, felâketler konusunu kendi bakış açısından sunuyor bize. Fakat filmde umuda dair hiçbir şey yok.

Her daim kullandığı yakın çekimler, el kamerası, inanılmaz güzel görüntüler ve Wagner'in müzikleri filmin olmazsa olmazları arasında.

Pek sevdiğim Kirsten Dunst (The Virgin Suicides'tan beri çok seviyorum bu hatunu) ve Charlotte Gainsbourg başrolde. Ayrıca Jack Bauer karakteriyle aşina olduğumuz Kiefer Sutherland, True Blood'dan tanıyıp sevdiğimiz Alexander Skarsgård ve John Hurt var.

Film o kadar etkiledi ki beni yer yer bu felâketten etkilendiğimi hissettim, boğulurmuşum gibi oldum adeta.

Yönetmen de bu filmle ilgili olarak "no more happy endings" demiş. Doğru söze ne hacet?