Joan Jobe Smith “Bir Dans Diyarı”

Bayan Arıza tarafından 5 - Haziran - 2014 tarihinde yazıldı.

Küçük bir kızken annemin Pow Wow Cafe’de

garsonluk yaparken giydiği kırmızı

benekli kumaştan kısa eteğini ve

dekolteli beyaz köylü bluzunu

kolalayıp ütülemesini izlerdim ya da

araca servisçilik işi için giydiği beyaz püsküllü

botlarını parlatışını izlerdim, ona ne kadar güzel

göründüğünü ve benim de büyüyünce garson

 

olacağımı söylerdim ona ve o da derdi ki

yo, hayır, garson olmayı istemezsin,

berbat bir iş. Ama hiç söylemedi bana

ne olmam gerektiğini ya da yetişkinliğin sırlarını

 

aydınlatmadı benim için, ben de bir prenses veya

bir balerin yahut Eleanor Roosevelt olacağımı

farz ettim. Hiç hayal kurmadım, hatta Jules Verne gibi biri

olursam, o gün geldiğinde bin dans diyarına

 

gidecek ve boş günlerimde, bikinimi, püsküllerini

ve de payetlerini yıkayacaktım; ve birkaç

hafta üstsüz dans ettim, yalnızca bikini altlarını

yıkadığımı annemin fark etmemesini

 

umarak. Asla yapmamı istemediği

garsonluk işinden daha beter bir şey

yaptığımı öğrenecek diye o haftalar boyunca

nasıl da endişlenmiştim. Niye hiç

 

fark etmedi, bunu hiç bilemeyeceğim, analık görevidir

onun, hasta mıyım, yorgun muyum yoksa çaresiz miyim,

bunları bilmek göbek bağı kaynaklı öncelikleridir.

Yanıma kâr kalmasına izin verdiği için sevindiğim bir suç bu:

 

Çuvallarımı acayip bir malzemeyle

doldurup da, dağdan koşarak inip çölü aşarak

Absürtlük Denizi’ne varırken, elindeki boş silahla

başka yöne bakan güvenlik görevlisi.

 

Joan Jobe Smith
“Charles Bukowski ve Meat Kuşağı” – Şenol Erdoğan, Kadıköy 2013