İlker Yıldırım’dan Judas Priest (+Whitesnake) İstanbul Konseri Kritiği

Bayan Arıza tarafından 13 - Temmuz - 2011 tarihinde yazıldı.

10 Temmuz 2011 – Judas Priest (+Whitesnake) İstanbul Konseri
 
Baştan söyleyeyim, geçen ay  Iron Maiden ile başlayan açılım süreci Bon Jovi ile devam etti ve Judas Priest ile zirve yaptı. Sonisphere’de yaşadıklarımızdan sonra her türlü aksiliğe hazırlıklı olarak Maçka’ya yol aldık. İçeri çok rahat biçimde girdik. Hava çok sıcak olduğu ve Priest efsanesine saatler olduğu için 2000 kişi ancak vardı. Malt sahnedeydi ve Cenk&Erdem ikilisinin Cenk’i  grubuyla güzel bir ses sistemi ve iki albümün karışımı güzel bir setlistle karşımızdaydı. Hava gerçekten sıcaktı, iki parça sonra çimenlik alana biralarımızla yayıldık. Bu arada şemsiyeli metalci arkadaşlarımızın kızlara şemsiye tutma nezaketlerini ve bir kısım adamın tuvaletlerde bir nevi duş almasına şahit olduk.

Malt’dan sonra merakla beklediğimiz Pentagram’ ı(yeni vokalistleri Gökalp Ergen ile) izlemek için öne geçtik. Sahne önünün nerdeyse %70’i boştu ve sahne önü-normal seyirci alanı arasında uzun bir boşluk olunca tuhaf ve salak bir görünüm ortaya çıktı. Unspoken felan derken eski vokaliste alışkın olan bünyemiz başta zorluk çekse de yeni şarkıları Wasteland başlayınca rahatladık. Adamda ses var ama iletişimde bir şey eksik sanki ne olduğunu anlayamadım ki belki de sıcaktan:) Bu arada ses düzeyi  giderek düşmeye başladı , sahnede bir ara Tarkan Gözübüyük sanki bir şeylere kızdı vs. derken ses iyice düştüğünde bizim olduğumuz kısımda seyirci iyice gerildi ve tezahüratlar başladı. Ve maalesef konser yarıda kesildi. Sonra öğrendik ki KPSS sınavı yüzünden şikayet gelmiş ve ses kısılmış. Pentagram’ın yaşadığı bu kepazeliği hemen unutmasını ve en yakın konserde onlarla olacağımızı belirtmek isterim.

Günün merakla ettiğim “ikinci” karizma adamı David Coverdale’in Whitesnake’i 18:30’da sahneye çıktı ve aslında her şey bununla başladı.  Love Ain’t No Stranger, Is This Love, Fool For Your Lovin, Here I Go Again gibi hitlerle bizi paramparça ettiler şöyle ki yanımdaki arkadaşlarımdan biri Whitesnake sevmeyen bir adamdı konserden sonra görüşü değişti. Tabi bizi paramparça eden aslında David abiden çok Doug Aldrich denilen gitarist abi ve davulcu Brian Tichy idi galiba. O gitar soloları, baget şovlar vs. bittik ya, bir daha olmasın çocuklarJ Sabahtan beri delicesine beklediğim Still Of The Night da çaldı, dağıldık ve ben Judas Priest için istihare moduna geçtim.

Priest sahneye  çıkana kadar 6-7 şarkı boyunca AC-DC çaldı ve ben bunu Sonisphere’in seneye bir güzelliği olarak algılamaya çalıştım, aslında öyle olmasını istedim. Keşke… Çimenlerde yayılırken, alan yavaş yavaş dolmaya başladı ve birden Black Sabbath’dan War Pigs çalmaya başladı ki yerimden nasıl fırlayıp öne koştuğumu hatırlamıyorum. Sonrasında Rapid Fire-Metal Gods ikilisiyle ile başlayan konser veda turu olduğu için baba parçalarla devam etti. Heading Out to the Highway, Judas Rising, Victim of Changes, Prophecy, Beyond the Realms of Death, Night Crawler vs. Bir grubun her dönemi güzel olur mu ya evet olur. Israrla çalınmasını beklediğim Turbo Lover çalınca çıldırdım, beklemediğim Green Manalishi ile keyif oranım tavan yaptı. Ama maalesef Love Bites&Some Heads Are Gonna Roll çalmadı 2008’de de aynı mağduriyeti yaşamıştım.

Bir konser düşünün ki adamı bir şarkı olsun kendi ile baş başa bırakmıyorlar, sonlara doğru Breaking The Law, Painkiller, Electric Eye, hastası olduğum Hell Bent For Leather, az kalsın çalınmayacak diye korktuğum You've Got Another Thing Comin' geldi ve maalesef Living after Midnight ile tarih yazmış Judas Priest’i üzülerek ve alkışlarla gönderdik (aslında gönderemedik, göndermek istemedik.) Grubun her üyesi harikaydı. Günün karizma adamı Rob Halford’du tabi ki hem keyifliydi hem şarkıları muhteşem icra etti. Motosikletiyle sahneye çıktığı ve Türk bayrağını öptüğü bölümlerde seyirci galeyana geldi.

Grubun 80li yıllardaki konser dvd lerini sürekli seyrettiğimden midir bilinmez lazer şovları harika oldu.

Genel olarak organizasyon bence iyiydi ama en büyük saçmalık arkadaki izleyiciler için herhangi bir dev ekran konulmamış olmasaydı. Biz önde çok sıkıntı yaşamadık ama arkadakiler ellerinde bira cep tv si izler gibi izlediler galiba, Purple yetkilileri en azından dürbün/teleskop dağıtabilirdi. Ufak tefek sıkıntıları yazmıyorum artık seneye umudum bu tür aksaklıkların az olması ve mümkünse Pentagram’da olduğu gibi sesin kısılmaması. Seyirci güzeldi, yine eski arkadaşlara rastladık, güneş yaktı, bira susattı…Çıkışta Türk tekstil sanayisinin ve seyyar satıcı endüstrisinin gelişimine şahit olduk:)
 
Son olarak konser öncesi olduğu gibi sabah akşam Judas Priest dinliyorum ve 3 günde 3 büyük grubu(+bir ay önce Iron Maiden) izlemenin mutluluğunu yaşıyorum. PRIEST, PRIEST, PRIEST!!!

Yazı: İLKER YILDIRIM