Ex-Misafir Defteri’nden Enstantaneler “Burcu Gelegen’in Paylaşımları”

Bayan Arıza tarafından 2 - Mayıs - 2011 tarihinde yazıldı.

YENİ YILI’M VE KARARIMIZ

Bazı zamanlardır aslında aslolan, araya sıkıştırıp yaşadığımız. Hani milat olur hep o zamanlar, kendimizce kararlar alırız. Kimi zaman bir yılbaşıdır, kimi zaman bir yıl sonudur. Hatta kimi zaman da bir doğum günüdür ve çok önemli kararlar alınır. Kimisi sigarayı bırakır, kimisi evlenme teklif eder. Kimisi vardır, çok beklentisi yoktur hayatından. İki tek atmak bile önemli bir karardır belki kimisi için…

İşte benim için öyle günlerden birisi yarın… Halbuki en önemli kararlarımı vermişim hayatımda; kimisini yapmışım, kimisi de ıslak ıslak yerlerde kurumayı bekliyor ve verecek kararım kalmamış… Ne yaparım ben şimdi? Muhakkak bir karar almalıyım, benim için bir milat geliyor ve bu milat sadece benim için geliyor!

Hani, düşünürsün nasıl bir karar alsam diye. Hatta üzüldüğün bile olur, zaten kararlar çoktan alınmıştır; sana sadece izlemek düşer kenardan. Ama son bir güç kalmıştır içinde, sadece bir sıkımlık silah gibi. Bir kez bile olsa vurup kaçma şansı istemektir belki de alacağın karar. Sadece kabullenmek değildir; varlığını önce kendine sonra insanlara kabul ettirme savaşındasındır artık hasretle beklediğin. Zaten hasret pul pul yollara dökülmemiş midir, toplasan elinde bir avuç tutamıyorsun. Hasreti bitirmek midir karar vermek? Çok mu kolaydır ki sona erenleri yeniden ellerine alabilmek?

Yokluğunu güneşte kaybettim, varlığını hiç bilmedim. Nasıl bir şeysin karşıma çıktın? Üstelik yarın almam gereken bir karar var ve sen yoksun başımda. Belki adam ederdin beni biraz zamanın olsa, ‘sevgilim’ dediğin bir çiçekti hayat o sırada. İçimdeydi son bakışın nasılsa, alamazdın ya benden? Sana verecek değilim, ‘son veda’n bana aittir.

Uzaklardan bir selam etti güneş. Elini gördüm, zor kalkıyordu. Yorulduk ikimiz de, çok savaştan galip çıktık. Bilmedik ki, kazanmak diye bildiklerimiz aslında bildiğimiz kazanma değilmiş. Eskiden ne kolaydı halbuki her şey, elimizde bir sihirli değnekle her şeyi çözüyorduk birlikte. Artık sihirli değnekler bile yetmiyor dünyamıza, çok mu fazlayız? Halbuki tek isteğim değil mi yarın için, bir silahım olsun bir sıkımlık? Hatta ikincisi olmasın, bir tanesi yeterli. Hem bir koşuda gidip alınacak bir şey değil ki, şimdi artık bakkallar da gitmiş senin peşinden… Kala kala marketler zinciri tepemizden yağar oldu. ‘Böyle mi biterdi büyük aşklar’ derim ki, bunu kaçıncı kez dediğimi bile bilmem. Büyüyen resimler, odamda poster olmuş, ben alacağım kararlar peşindeyim, ne yazık değil mi?

Aslolan araya sıkıştırıp yaşadıklarımızdır… O milatlardır, önemli kararlar almamız hayatla ilgili. Her ne kadar o kararları uygulamasak da, o sözleri tutmasak da… Aslolandır bu araya sıkışanlar, varlıkla yokluk arasında. Duvarların arkasında son sözler kalmıştır çokça zaman. Söyleneceği zamanlar bir türlü gelememiş, dağınık durmaktalar ortalıkta. Birisi toparlasın diye beklersin sağda solda da, kimse de bir ucundan tutmaz. Elimizde kalmış sözlerdir aslında araya sıkıştırıp yaşadıklarımız. Yok olmadan önce bir veda mektubudur kimi zaman veremediğimiz, kimi zaman da kendimize itirafımızdır aslında ne kadar yalnız olduğumuzun ve asla hiç de düşünüldüğü gibi masum olmadığımızın…

‘Bir karar vermek gerek’ dedikçe üstüme geldi dünya; halbuki gideli çok olmuştu. Bilirim, bir zaman gelir. Çok beklenen o zamanda gelir. Ama ‘o zaman’ çoktan geçmiştir. Yerine yeni zamanlar gelmiştir. Dönülmez olmuştur ‘o zaman’. Dört yanından sarmıştır deniz yüreğini, hep içinde saklamıştır ‘o zaman’ı, halbuki çoktan uykuya yatmıştır en sevdiği satırlar bugün için. Şimdi karşısına çıktığında soluksuz kalır ve sadece tek bir cümle bilir söylenecek;

– Yeni yılın kutlu olsun!

Yarın yeni yıl… Üstelik alınacak bir kararım bile yok, bir yeni yıl ve bir ben. Baş başa bir karar alamadık. Ne beceriksiz bir ikili olduk, ardı ardına gelen cümlelerin ardından… Tek cümle bu mu söyleyebileceğimiz? Bu muydu tek sıkımlık silahımız? Çok mu geç oldu, yoksa hiç ‘o zaman’ olmadı mı?