Evren Özer’den Film Kritiği: Taare Zameen Par

Bayan Arıza tarafından 19 - Haziran - 2017 tarihinde yazıldı.

Çocuklarımız,geleceğimiz…

Onlar bizim ışığımız,hayatlarımızın gülü,dikeni…

Onların çocuk olduğunu unutmadan,yaşadıklarının ruh dünyalarına etkileri üzerine düşünmeden yapacağımız her hata kendi dünyalarında onarılması zor tahribatlara yol açacağı muhakkak bu sebeple onlara karşı tüm sözlerimizi ve davranışlarımızı özenle seçmeliyiz.Onların bazı davranışlarının bir hastalıkla bağlantılı olup olmayacağını araştırmakta ailenin görevleri arasında bence örnek olarak Disleksi…

Peki Disleksi nedir?

Disleksi ; Kişinin normal veya üstün zeka düzeyinde olmasına rağmen okuma,yazma ve dil becerilerinde problem yaşamasına sebep olan özel öğrenme bozukluğu diye tanımlayabiliriz.

İşte tam da bu konuya parmak basan bir film bu Yerdeki Yıldızlar…

Amir Khan her zaman ki gibi konuya öyle bir parmak basmış ki efsane bir oyuncu olduğu aşikar üstelik bu hastalıklar ilgili benim hatırladığım başka bir film yok.Hastalığı ve tedavi aşamalarını Khan çok iyi tanımlamış ve öyle güzel dersler ve diyaloglarla anlatmış ki çocukları böyle olan ailelere resmen rehber olmuş…

Khan’ın dediği gibi ‘5 parmağın 5’i de bir değil,birbirlerine benzetmeye çalışırsanız kırılırlar veya balığa ağaca tırmanmayı öğretemezsiniz,o yüzer’…

Nankör insan her şeyin fiyatını bilen,fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen insandır.Değer bilmek eğitimle olur.Eğitim sistemi eğer sistemli,planlı ve programlı olmaz ezberci zihniyete yenik düşerse verilecek eğitim hayalgücü ile büyüyen çocuklara değil robotlaşmış beyinlere hizmet eder.Sorgulamak fiili bence eğitim sisteminin olursa olmazı olmalı çünkü sorgulayan beyin çalışmaya,daha iyisini bulmaya,insanlığa hizmet edecek bir beyne götürür ki Khan bence bu filmde bu noktaya olanca gücüyle eleştirisel olarak yığın yapıyor.Film bize ön yargıların ve ezberci eğitim sisteminin eleştirisini sunuyor.Kahraman çocuğumuzun başarısı filmin sonunda yüreğimizin derinliğine kadar sizi etkileyecek not sistemine mahkum edilmiş ve yeteneklerine göre mesleki eğitimin olmadığı ve çocukların at yarışına dönüştürüldüğü sistemi eleştiriyor…

Film çok güzel ders verici diyalogları,araya serpiştirilen ufak müzikler ve çocuk oyuncusunun hayal dünyasına çok iyi yansıtan sahneleri ile bence bir başyapıt.Ağızda hoş bir tat bıraktığı aşikar.Finali de ağlatan cinsinden…

Bollywood’un Oscar’ı olarak bilinen Filmfare ödüllerinde En İyi Film dalında ödüle layık görülmüş.İşin ilginç yanı  2 saat 42 dakikalik filmde başrol oyuncusu Amir Khan'in 1 saat 12 dakikadan sonra filme dahil oluyor… 
Filmin yapımcılarının verdikleri bir röportajda filmin asıl ilham kaynağının disleksi hastalığı değil de okulda kötü performans gösteren ünlü Japon film yönetmeni Akira Kurosawa'nın çocukluğu olduğunu söylemişler.Yönetmenimizin amacı "okul akışına uymayan bir çocuk" hikayesini anlatmaktı.Kurosawa'nın biyografisinden öğretmenin bir öğrencinin hayatını nasıl değiştirebileceği alıntısı da alınmış senaryoya… 

Filmin çocuk oyuncusu Darsheel Safary,film için seçildiğinde okuduğu okulun yönetiminden okuldan ve derslerinden fazla uzak kalacağından dolayı itiraz gelmiş.Yönetmen Amir Khan Darsheel konusunda ısrar edince,derslerinden geri kalmaması için özel hocalar tutularak kişisel dersler verilmiş.Filmin büyük bir finans kaynağını buna ayırmak zorunda kalmışlar…

Müdürün söylediği, "geçici bir öğretmen, bu çocukta kalıcı bir hasar bırakmaz umarım" sözü önemli şöyle ki ;  

Bazen hayatında kalıcı olduğumuz çocuklarla sağlıklı ilişkiler kuramıyoruz.Onların endişelerini,heyecanlarını bazen de problemlerini anlayamıyoruz.Mesele geçici ya da kalıcı olmakta değil,mesele bir çocuğun ruhuna dokunmakta.O resim yarışması sahnesinde öğretmenine sarılışı ile bir çocuğun bir yetişkine sevgiyle güven duyması önemli olan…

Gerçek hayat acımasız,rekabete dayalı bir dünya.Herkes çocuğu dereceye girsin,birinci olsun istiyor.Doktor,mühendis,yönetici vs.olsun istiyor.Her çocuğun kendine özgü yetenekleri, kapasitesi ve hayalleri vardır ama aileler acaba bunların farkında mı? Her çocuk farklıdır.Er ya da geç hepsi bir şekilde öğrenir.Her birinin kendi öğrenme hızı vardır.Bence bunları unutmadan çocuklarımıza kulak vermeliyiz…

Çocukları ile diyalogları yanlış giden anne babaların sorumluyu bulmaları için aynaya bakmaları gerekir.Artık çocuğunu değil de aldığı notları sevmeye başlayan özellikle anne/babalar var maalesef.Eğer bir çocuğunuz varsa ve çocuğunuz aslında sizin de çok yanlış bulduğunuz ama sosyal dayatmalar sonucunda şeytanın avukatlığını yapmak zorunda kaldığınız sosyal ortama ait beklentilerin altında kalıyorsa ve aranızdaki ilişki sevgiden nefrete doğru yol alırken kendinizden utanmaya başlama sürecindeyseniz bu filme kulak verin derim…

Çocuklarımıza devamlı negatif elektrik vermekle ilgili eski bir teori var ayrıca hikayesi de ;

Güney Pasifik'teki Solomon adalarında yaşayan köylüler eğer baltayla kesmek için fazla büyük bir ağacı kesmek isterlerse özel bir teknik uyguluyorlarmış.Özel güçleri olan ve woodsmen denilen adamlar 30 gün boyunca şafak vaktinden güneş batana dek ağaca bağırıyorlar,çığlık atıyorlarmış.Bu süreç sonunda ağaç ölür,kendiliğinden yere yıkılırmış.Teori,şiddetli şekilde aktarılan tüm olumsuz duyguların,ağacın ruhunu öldürdüğü yönünde.Adalılar bu yöntemin her zaman işe yaradığını söylüyor…İşte o kadar keskin bir ayrıntı  bu negatif bakış açısı.

Filmin finalinde her şey yoluna girer,yaz tatili için ailesi çocuğu almaya geldiğinde arabaya binmeden son bir defa koşar ve sarılır öğretmenine.Öğretmeni de onu havaya fırlatır,yer yüzündeki yıldızlardan biri daha gök yüzüne yükselir film biterken.Çünkü her çocuk ışıl ışıl bir yıldız.Gökyüzünde parlamaları için tek ihtiyaç biraz ilgi biraz sevgi…

Bu esnada bir şarkı çalar,sözlerini de yazayım tam olsun…
aç kapıları,çiz perdeleri.rüzgâr bağlanmış.hadi onu salalım. al uçurtmalarını,al boyalarını.hadi baştan yaratalım gök kubbeyi.

neden bu kadar endişelisin?

doğanın emrinde,bir misafirsin sen burada.dünya sadece senin için var. keşfet kendini.öğren kim olduğunu.sen güneşsin. ışık saç.

sen nehirsin,bilmiyor musun? nehir gibi ak, yükseklere uç.mutluluğu bulduğun yerde gayeni de bulacaksın.

neden bu kadar endişelisin?

doğanın emrinde,bir misafirsin sen burada.yorgunluk hüzündür.

tazelik keyif verir.

hayat, pamuk helva gibidir.umut ve hayallerden yapılmış.

tadına bak.avuçlarında topla.

susamışsan eğer köşe başında bir yağmur bulutu bulacaksın.

kimsenin yoluna çıkmasına izin verme.

potansiyelin uçsuz bucaksız,

tıpkı gökyüzü gibi…

 

Herkese İyi Seyirler…