Evren Özer’den Film Kritiği: Mad Max (FURY ROAD)

Bayan Arıza tarafından 15 - Haziran - 2017 tarihinde yazıldı.

Einstein ‘3. Dünya Savaşı'nı bilmem ama insanoğlu 4.Dünya Savaşı'nda taşlar ve sopalarla savaşır’ demiş…

Sanırım yönetmen George Miller 1979 Mad Max / 1981 Mad Max 2 / 1985 Mad Max 3 filmleri ile 3.dünya savaşı sonrası hakkında akıl yürütmesi yaparak su ve benzin doğal kaynakları üzerinde insanoğlunun birbirleriyle olan amansız savaşı nasıl olur sorusuna cevap bulmaya çalıştığı kanaatindeyim ki bilgisayar oyunları oynayanlar bilir ‘Fallout’ oyunu sanki bu film serisinin başka bir tezahürü…

Konu olarak şöyle ;

Ailesi öldükten sonra post-apokaliptik Avustralya’da safi hayatta kalmak için çabalayan Max (Tom Hardy),şiddet ve acımasızlık dolu bu dünyada masum bir gruba yardım etmek zorunda kalır.İlk başta Max’in motivasyonu kendini koruyabilmektir,fakat zaman içinde Max’in içinde tekrar bir yaşam sebebi ve ümit oluşur…

Filmi izledikten sonra kendinizi yorgun hissedebilirsiniz (orijinal sesinden ve yanınızda oksijen tüpü bulundurun,nefesiniz kesilebilir) çünkü Miller kendi fütüristik dünyasının ve hayalgücününün sınırlarını zorlamış,kendi kafasında tüm kareleri saniye saniye çekmiş,bizim filmi nasıl göreceğimizi bile düşünmüş ve tüm detay çalışmaları hala kafamızda oynatacak kadar kaliteli bir yapım çekmiş.Özellikle belirli sahneleri X2 forward tarzında hızlandırması çok etkileyici muhteşem düşünülmüş bir ayrıntı ve geçmişteki Mad Max filmlerinde de aynı tarzı görüyoruz.Miller bu filmin bir saniyesine bile heba etmek istememiş ve bu yönüyle bence başarmış.Renk ve ışık seçimleri, araba tasarımları, kaotik atmosferi, kostümleri, kamera açıları vs.her yönüyle komple bir film üstelik filmin sadece %20’si digital efekt %80’i dublörler ve maketler yardımıyla çekildiğini düşünürsek Miller’ın nasıl bu filme özendiğini kanıtlayabiliriz.Film 6 ay ve 450 saatlik çalışmanın ürünü,hatırlatayım…

Bu noktada tek eleştirim senaryonun derinliğine dair.Sanki hikayede eksik olan unsur felsefi altyapısının olmaması.Altmetinlerdeki didaktik mesajlara aksiyondan kaçmayalım diye sanki biraz özen gösterilmemiş gibi…

Oyunculara ve karakterlere bakarsak ;

Hardy ‘Bane’ karakterine adeta can vermiş.Miller’ın Mel Gibson’dan yarattığı Max karakterinden daha ‘Cool’ olduğu aşikar ki ciddi,sert ve zeki üstelik Miller aslında Bane karakterine değil kıyamet sonrası hayatı anlatmaya çalıştığından Max karakterinden ayrı bir kişilik tanımlaması yapmış.Hardy aslında bence çift bir kişiliğe sahip.Konuşkan değil,dövüş konusunda yetenekli,silahlarla arası çok iyi,vurdumduymaz ama inanılmaz derecede duygusal.Onun duygusal yönlerini ortaya çıkaran kişi ise tabii ki de Furiosa. “Max’in tek derdi eve dönmek ama bir ev yok.Sessizlikten,acıdan ve yıkımdan başka bir şey yok.İnsanlığın kalmadığı bir yerde yaşıyor ama onu yine de istiyor.Ancak,bu dünyada ilişkilerin bir bedeli var.” diyor Hardy…

Hugh Keays-Byrne ‘İmmortan Joe’ şimdiye kadar gördüğüm en iyi kötü karakterlerden biri.O tok sesi dağların ve kayaların aralıklarından yankılandıkça ürkmemek elde değil. (Nolan’ın Batman serisindeki Hardy’nin canlandırdığı ‘Bane’ karakterine aşırı benzettim) Arızalı davransa da zeki,pratik ve tam bir Hasan Sabbah! Kendi yuvası da adeta Alamut Kalesi…

Theron ‘Furiosa’ karakterine cuk oturmuş.Saçları kazıtmış,donuk bakışları ve atik davranışları,soğukkanlılığı,sorunlara olan pratik çözümleri ile harika bir oyunculuk çıkarmış.

Filmin müziklerini yapan Junkie XL'den bahsetmeden olmaz.Filmi rahatlıkla başka bir levele atlatmış diyebiliriz.Özellikle kovalamaca sahnelerindeki alev çalan gitarist ve davul ordusu çok yaratıcı aslında film kendi müziğini üretiyor desek bence doğru bir tespit olur o kadar içine sinmiş…

Filmin ‘Tema’larında bakacak olursak ;

Bence temel tema hayatta kalmak ve Max içinde aynı şekilde.Bu tema serinin ilk 3 filminin de ana teması.Çevresel çöküş ve ahlaki gerileme bu ana temanın etrafına serpiştirilen yan elementler.Miller bir açıklamasında ‘hayatta kalmak kilit noktadır.Bence bunun nedeni amerikan western'inin amerikan sinema tarihinde temel olarak daha iyi bir parça olmasıdır’ demiştir.

Buna ek olarak yan temalar intikam,dayanışma,yurt ve kefaret kavramları.Bunların merkezinde de yurt var bence.Max’ın evi yok edilmiş,Furiosa diğerleri tarafından evde tutulmuş  ve diğer beş kadın çocuklarını büyütmek için yeni bir yurt arayışına girmişler.Tüm bu karakterlerin arasındaki dayanışma ile intikam duyguları kabarmış ve yol boyunca kefaret ödemek zorunda kalmışlardır.

İlginç ayrıntılar ise ;

* Hardy Mel Gibson’la bir öğle yemeğinde bir araya gelmiş ve Max rolü ile ilgili tüyolar almış.Mel Hardy’ye bu rolün onun için biçilmiş kaftan olduğunu söylemiş ve başarılar dilemiş.

* Hardy’nin giydiği ceket orijinal üçlemedenin son 2 filminde Max’ın giydiği ceketin birebir kopyasıdır.

* Hugh Keays-Byrne (İmmortan Joe) 1979 yapımı Mad Max filminde de oynamıştır.

* Theron saçlarını kazıtınca ‘Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı’ filminde peruk takmak zorunda kalmıştır.

* Miller devam filmi yapılacağını belirtti öyle ki Hardy ile 3 tane daha Max filmi yapacağını söyledi ve ilk devam filminin adının da ‘Mad Max : The Wasteland’ olacağı söyleniyor.

* Miller filmi 3D IMAX bir uçak yolculuğu esnasında sessiz bir ortamda izlemiş.

* Film için devasa bütçesi nedeniyle 3.500 hikaye tahtası yaratıllmış,binlerce aksesuar ve kostüm tasarlanmış.Daha önce görülmemiş çapta lojistik bir operasyonla,oyuncu kadrosu, yapım ekibi ve 150 adet el yapımı taşıt 120 gün boyunca çok sayıda birimle birlikte gerçek bir Yol Savaşı sahnelemek için Namibya çöllerinde gezmiş…

Son Söz ; Witness Me,What A Lovely Day,I Live I Die I Live Again…

Herkese İyi Seyirler…