Evren Özer’den Film Kritiği: 12 Angry Man

Bayan Arıza tarafından 5 - Haziran - 2017 tarihinde yazıldı.

12 Öfkeli Adam

Önyargı ve Objektiflik…

Birbirleriyle tamamen zıt kavramlar…

İlki nesnel bir duyumsadan uzak,bireysel düşüncelere hapsolmuş bir beynin ürünü…

İkincisi ise toplumsal değerleri içselleştirmiş,özgür düşüncenin dışa vurum tezahürü…

İşte bu kavramlara istinaden 1957 yapımı sadece $ 340.000 bütçeyle çekilen harika bir şaheser 12 Angry Men…

Kısaca konu şöyle ;

Latin Amerikalı bir genç adam,babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır.Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak ise cinayetin işlendiği odada bulunmuştur,gencin mahkemeye sunduğu savunma zayıftır ve olan biteni duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır.Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir.Jüri sonuçları pek de şaşırtıcı değildir.12 jüri üyesinden sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis 'suçsuz' hükmü yönünde oy vermiştir.Davis’in jüri üyelerini ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin 'suçlu' kararı vermesinin arkasında ise,aralarında yabancı düşmanlığı,kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma,geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkacaktır.

Sadece 3 oda içerisinde çekilen 12 jüri üyesinin beyin fırtınasına şahitlik ediyoruz.Film mahkeme salonunda başlıyor,gecekondu da vaki olan bir cinayet var ve katil olarak maktülün oğlu…oğlun babası ile ilişkisi fena halde kötü,yaşadığı yer bir kenar mahalle ve tanıkların hepsi aleyhinde ifade veriyor dolayısıyla oklar hep onun üzerinde.Mahkeme karar için 12 ‘seçkin’ insanı 3 odalı bir yerleşkeye gönderiyor.Bir oylama yapılacak ya herkes ‘suçlu’ yada herkes ‘suçsuz’ diyecek yani ya idam ya beraat…

Ve oylama yapılır 11 kişi suçlu derken (kendi bildiklerini okumak bkz. dunning kruger sendrom) sadece Davis suçsuz der.Davis aslında filmde bir aydını temsil ediyor.’Suçlu’ diyenlerdeki dogmatizm ve önyargıyı gören Davis ‘suçsuz’ diyerek oğlun bir gecekondu da yaşamasının (ki insan suçlu veya katil olarak doğmaz onu suçlu veya katil yapan çevresidir,yetiştiği ortamdır) cinayet işlemesi için yeterli olmadığını,tanıkların vermiş oldukları ifadelerinin de cinayet işlemek için yeterli olmadığını düşünüyordu.Aslında Davis ‘suçlu’ diyenlerin çok keskin ve kesin yargılarından (insanların çoğunluğa göre hareket etmesi,bir nevi sürü psikolojisi) rahatsız olmuştu çünkü "birini ölümle cezalandırmak için suçlu olduğunu kesinlikle bilmek gerekir" diye bence içinden geçirdi.Davis böyle bir tavır içine girince ‘suçlu’ diyenlerden sert bir geri dönüş aldı çünkü onlara verdikleri kesin yargıdan ‘şüphe’ duymak gerektiğini hatırlattı…

Şüphe : Dogmatik düşünenlerin nefret ettiği adeta kapana kısıldıkları bir açmaz.Dogmatikler verdikleri kararlara umursamadan körü körüne inanıp üstünde fazla durmayan insanlardır.

Önyargı ; Devamlı yapılan yanlış davranış tipi,zenginler yoksullara,patronlar işçilere,sağcılar solculara vs…ki bence olayları nereye çekerseniz çekin,önyargı gerçeği hep saklar…

Zaman içinde şüpheci düşünen kesim önyargılı düşüncelere rastladığı zaman bunu düzeltmek ister.İşte filmde Davis gecekondulular hakkında söylenen önyargısal sözlere tepkisini objektifliği ile bertaraf etmeye çabalıyordu.Bu gerçekliği onların suratlarına tokat gibi çarpan soruları ile yanıldıklarını gösterdi adeta onların kişiliklerini sarstı üstelik bu 12 kişinin de katil dedikleri oğlan ile ilgili şahsi düşünceleri vardı ve özel olarak seçilmişlerdi.Film bize önyargı ve dogmatizmin cehaletin bir ürünü olduğunu gösterip her zaman şüpheci olmamız gerektiği mesajını fevkalade güzel bir şekilde aktarıyor…

Davis’in mottosu bence : En büyük güç düşüncedir ve bir düşünceyi asla zor kullanarak yok edemezsiniz.Yapabileceğiniz tek şey karşıt bir düşünce ile onu ortadan kaldırmaktır diyebiliriz.

Filmdeki 12 ‘seçkin’ insan ile ilgili birkaç cümle söylemek gerekirse;


1.Numara       : Toplantıyı yöneten ve grubun aklı başında elemanlarından biri.

2.Numara       : Gıcık ses tonuyla sürekli pastil yiyen,sert çocuk diye dalga geçilen biri.

3.Numara       : Grubun kötü adamı,kendi oğluna olan öfkesini başkasının oğlunu öldürerek dindirebileceğini sanıyor,bu da yetmezmiş gibi kaba saba biri.

4. Numara      : Terlemeyen adam ( ama ne hikmetse Henry Fonda'nın arka arkaya sıraladığı sorular karşısında terleyip mendiliyle alnını silmek zorunda kaldı) ve çocuğun suçsuz olabileceğine en son ikna olanlardan ama 3. ve 10. numara gibi kötü niyetli değil,şahitlerine inanan biri.

5.Numara       : Grubun en kibarı,sinirlenmek hiç yakışmıyor.Varoşlarda büyümüş ve sustalı bıçağın nasıl kullanıldığını iyi bilen biri.

6.Numara       : Kendisi bir işçi ve işte olmadığı her saniyeyi kar olarak görüyor.Büyüklerine saygılı ve bağırarak konuşulmasını sevmeyen biri.3 numaralı jüri üyesini bu sebeple dövüyordu az daha,

7.Numara       : Grubun en lakayıt karakteri.Maça yetişmek için toplantının bir an önce bitmesini istiyor ve çoğunluk yönünde karar veriyor.Ayrıca sürekli havanın sıcak olduğunu

vurgulayan biri.

8.Numara       : Esas adam,delil yetersizliği olan bir dava sonucu genç bir çocuğun idam edilmesini engelliyor.Davanın devam etmesini sağlayan biri.

9.Numara       : Grubun en yaşlısı,8 numaralı üyeye ilk desteği kendisi veriyor ve sonuca direkt etki eden biri.

10.Numara     : Ön yargılı,kenar mahallede yaşayanların alayı suçludur diyerek hakkında yeterli delil olmayan bir çocuğu gözünü kırpmadan ölüme gönderen biri.

11.Numara     : Saatçi abimiz,kibarlığı ve düzgün telaffuzu ile dikkat çekiyor.kibarlığı ailesinden aldığını belirten biri.

12.Numara     : Genelde geyik yapıyor.Doğru düzgün karar da veremiyor.3 numaralı jüri üyesi bunu sürekli karar değiştirdiği için tenis topuna benzeten biri.

İlginç bir detay vereyim çoğu insan karakterlere odaklanmış ancak hava durumu,odanın koşulları,oturma düzeni,çalışmayan vantilatör…amerika en sıcak ve bunaltıcı günlerinden birini yaşıyor ve filmin ortalarına doğru bir oylama daha yapılıyor ve 6 suçlu 6 da suçsuz sonucu çıkıyor.Oylamadan sonra kısa süreli bir sessizlik oluyor bir anda hava değişiyor ve yağmur başlıyor.Boğucu sıcak yerini serinletici yağmura veriyor.Işıkların açılmasıyla da filmin başından beri en az 3-4 kez çalışmadığı gösterilen vantilatör çalışmaya başlıyor.Sidney Lumet 6-6 eşitliğinde işlerin değiştiğini,adaletin ya da vicdanın çalışmaya başlamasını mizansende ki bu değişikliklerle çok güzel veriyor ki Sidney Lumet bu film çekerken yaşı sadece 33… 

Akılda kalan sahneler ;

*Henry Fonda’nın cinayet bıçağının aynısını masaya saplaması ve jüri üyelerinin şaşkınlığı…

* 3. jüri üyesinin laf olsun diye seni öldüreceğim diyerek kendi tezini çürütmesi…

* Don't / Doesn't düzeltmesi…

* Filmin başında 11 suçlu 1 suçsuz oyuyla tek başına olan Davis’ken neredeyse bir buçuk saat sonra jüri üyelerinin masadan birer birer kalkmasıyla suçlu oyu kullanan jürinin masada tek başına kaldığını görmemiz…

Kısaca adalet sisteminin mekanizmalarının nasıl berbat bir biçimde işlediğinin,jüri sisteminin ne denli adaletsiz olduğunun,kolaycılığın,umursamazlığın,ezberciliğin, ön yargının ne denli berbat sonuçlara gebe olabileceğini çok güzel bir şekilde yansıtan filmi izleminizi tavsiye ederim.

Son Söz : ''Önyargıları kırmak kolay değildir o yüzden adalet ayrıntıda gizlidir."