Dizi: The Chestnut Man

Bayan Arıza tarafından 8 - Ekim - 2021 tarihinde yazıldı.

2021 Danimarka yapımı bu 6 bölümlük polisiyeyi Netflix’te merakla izledim. Başrollerinde uzun boyu ile Sırp asıllı Danimarka’lı oyuncu Danica Curcic (dedektif Thulin) ve yine daha önce Netflix’te izlemiş olduğum “The Rain” den hatırladığımız Mikkel Boe Følsgaard (dedektif Hess) var. Efenim dizi Søren Sveistrup’un aynı isimli kitabından uyarlama. 

Dizinin yaratıcıları Dorte Warnøe, Høgh, David Sandreuter ve Mikkel Serup.

Dizi bizi geçmişe götürerek giriş yapıyor, bir ailenin katledilmesi ve bu felâketten bir kız çocuğunun kurtulması ile başlıyor.

Hemen günümüze dönüyoruz. Rosa Hartung adında bir politikacı var. Kendisi Danimarka’nın Sosyal Hizmetler Bakanı, 1 yıl önce kızı kaçırılıyor. Kızının öldüğü düşünülüyor, çünkü detaylıca araştırılmış olsa da kızı bulunamıyor.

Bu böyle bir konu iken bir genç kadın Kopenhag’daki bir parkta ölü bulunuyor. Öldürülen kadının yanına kestaneden yapılma çöp adama benzer minik heykelcikler bırakılıyor. Esas kızımız dedektif Naia Thulin ve yeni ortağı Mark Hess ise davayı araştırmakla görevlendiriliyor. Başta yıldızları çok barışmasa da sonradan iyi ortak oluyorlar.

Olay yeri incelemeciler kestanenin üzerindeki parmak izinin, bir sene önce kaybolan Sosyal Hizmetler Bakanı Rosa Hartung’un kızına ait olduğunu fark ediyor.

Öldürülen kadının bir de otizm teşhisi konulan oğlu var. Kadının partneri olan adamdan şüpheleniyorlar. Adam kadını öldürmemiş ama kadının oğluna fena şeyler yapmış, bunu keşfediyor dedektiflerimiz.

Derken olaylar başka yöne doğru evriliyor. Çünkü Rosa’nın kızı da küçükken kestane adam yapıyor ve bunları satıyor arkadaşlarıyla. Öldürülen kadınların yanına bıraklılan kestane adamlar, acaba satın alınan kestanelerden mi kaynaklanıyor?

Tam bu noktada bir anne daha öldürülüyor. Bu annenin de 2 kızı var. Dedektiflerimiz, vahşice öldürülen anneleri incelediklerinde ise çocuklarını ihmal eden anneler oldukları ve haklarında polise bu konuda isimsiz ihbarlar yapılmış olduğu anlaşılıyor. Bu ihbarlar üzerinden hareket ediyorlar. Bir sonraki kurbanı tahmin ediyorlar ama tam yetişmek üzereyken o kadın da vahşice öldürülüyor.

Dedektiflerimiz olayların içinde derinlemesine ilerler iken, öldürülen kadınların yanlarında bulunan kestanelerin üzerinde neden Rosa’nın 1 yıl önce ortadan kaybolan kızının parmak izi olduğu konusu üzerine iyice yoğunlaşıyorlar. Ve altından başka mevzular çıkıyor. Bunlardan hiç bahsetmeyeyim. O zaman çözümleyebilirsiniz. Keyfi kaçmasın dizinin.

Bu arada, Danimarka’lıların kestaneye, kastane (kastanje) demeleri de ilginç oldu.

Aslında bir hayli spoiler oldu farkındayım. Ama bakmayın çok da bir şey söylemedim. Dizi gayet akıcı, güzel işlenmiş.

6 bölümlük bu mini diziyi bir solukta izlemenizi tavsiye ederim. Benim gibi İskandinav dizileri/filmleri seviyorsanız, Danca da kulağınıza hoş geliyorsa daha bir leziz oluyor.

Keyifli seyirler!