Charles Bukowski “Kediler” kitabından alıntılarım

Bayan Arıza tarafından 6 - Haziran - 2016 tarihinde yazıldı.

Charles Bukowski “Kediler”

Parantez Yayınları
Çeviri: Avi Pardo
Editör: Abel Debritto
Birinci Baskı, Ocak 2016

Okurken altını çizdiklerim:

“Araplar kediye hayranlık duyar, kadınları ve köpekleri hakir görürler, çünkü onlar sevgilerini belli ederler  ve sevgi, kimilerine göre, zayıflığa işaret eder. Öyledir belki. Ben sevgimi fazla belli etmem. Karılarım ve kız arkadaşlarım ruhumu ayrı tuttuğumdan yakınırlar -ve bedenimi püriten bir biçimde sunduğumdan, belki; fakat lanet kediye dönersek, bir kedi sadece KENDİ’dir”. (sayfa: 15)

***

“Kedinin içinde ruhlar ya da tanrılar yoktur, boşuna aramayın. Ebedi çarkın bir resmidir kedi, deniz gibi. Güzel olduğu için denizi okşamazsın ama kediyi okşarsın –neden?- SADECE SANA İZİN VERDİĞİ İÇİN. (sayfa: 16)

***

“Bazen insan ne yapacağını bilemez
öylece uzanıp
hiçbir şey düşünmemeye çalışmak
iyidir.” (sayfa: 40)

***

“evrenin ezilmiş kedileridir
Aşk.” (sayfa: 44)

***

“İşte size harikulade bir kedi. Dili dışarıda, şaşı. Kuyruğu kesik. Harikulade bir kedi, sezgileri güçlü. Röntgen çektirmek için onu veterinere götürdük –ona araba çarptı. Veteriner, ‘bu kediye iki kez araba çarpmış, vurulmuş ve kuyruğu kesilmiş,’ dedi. “Ben bu kediyim” dedim. “Kapıma geldiğinde açlıktan ölmek üzereydi. Nereye geleceğini biliyordu. İkimiz de sokak serserileriyiz.” (sayfa: 56)

***

“Yapılması gerekeni yapma cesaretinden yoksun olduğumu bilmek kötü bir duyguydu”. (sayfa: 59)

***

Buldog kediye biraz daha yaklaştı. Katliamı izleyemezdim. Kediyi o şekilde bırakmaktan çok büyük utanç duydum. Kedinin kaçmaya çalışma olasılığı her zaman vardı, fakat onu engelleyeceklerini biliyordum. O kedinin karşısında sadece buldog yoktu, insanlık vardı. Döndüm ve yürüdüm, bahçeden çıktım ve kaldırıma ulaştım. Kaldırımdan yaşadığım eve doğru yürüdüm ve orada, evinin ön bahçesinde babam durmuş bekliyordu.

“Neredeydin?” diye sordu.
Cevap vermedim.
“İçeri gir” dedi, “ve o kadar mutsuz görünme, yoksa seni gerçekten mutsuz ederim!”. (sayfa:60)

***

“bazen benimle söyleşi yapmaya gelirler, hayata ve edebiyata dair
sorular sorarlar
ve sarhoş olup şaşı
ezilmiş vurulmuş ve kuyruğu kesilmiş bir kedimi
tuttuğum gibi havaya kaldırıp onlara gösterir ve,
“bakın,
şuna
bakın!” derim.

Ama anlamazlar, “Celine’den etkilendiğinizi
söylüyorsunuz…” gibi bir şeyler söylerler.
“hayır,” derim kedimi onlara doğru tutarak, “olanlardan etkilenirim
ben, bundan etkilenirim, bundan!…” (sayfa: 65)

***

“Kuyruksuz, şaşı bir kedi bir gün kapımıza geldi ve onu içeri aldık. Yaşlı pembe gözleri vardı. Etkileyici bir tipti. Hayvanlar insana esin verir. Yalan söylemeyi bilmezler. Doğal güçler gibidirler. Televizyon beni beş dakikada hasta eder, fakat bir hayvanı saatlerce seyredebilir ve zarafetten ve görkemden başka bir şey görmem, olması gerektiği gibi hayat.” (sayfa: 67)

***

“bunların tek yaptıkları
koşmak, yemek, uyumak, sıçmak ve
boğuşmak
fakat bazen hareket etmeden
ömrümde gördüğüm insan gözlerinden
çok daha güzel gözlerle
bana bakarlar.
iyi tipler. (sayfa: 73)

***

“tanrım” diyecekler, “Chinaski sadece
kedilere dair yazıyor!”
“tanrım,” derlerdi eskiden, “Chinaski sadece
fahişelere dair yazıyor!”. (sayfa: 74)

***

Sokak kedileri gelmeye devam ediyor: şimdi 5 kedimiz
var ve narin, kaprisli, kibirli,
doğal olarak zeki ve olağanüstü
güzeller.

Kedilerin en güzel yanlarından biri
kendini kötü, çok kötü hissettiğinde –
kendilerine özgü tarzlarıyla
dinlenmekte olan bir kediye baktığında
bir ders niteliğindedir, ve
5 kediye bakmak 5 kat
daha iyidir.” (sayfa: 78)

***

“insan
davranışına
yaklaşan
her şey
değerini yitirmeye başlar.” (sayfa: 80)

***

“Ortalıkta birkaç kedi bulundurmak iyidir. Kendinizi kötü hissediyorsanız kedileri seyredin, kendinizi daha iyi hissedersiniz, çünkü olan her şeyin olması gerektiği olduğunu anlarsınız. Heyecanlanmak için bir neden yok. Kediler bunu bilirler. Kurtarıcıdırlar. Ne kadar çok kediniz varsa o kadar uzun yaşarsınız. Yüz kediniz varsa on kediniz olduğunda yaşayacağınızdan on kat daha uzun yaşarsınız. Bir gün bu keşfedilecek ve insanlar binlerce kedi sahibi olup sonsuza dek yaşayacaklar.” (sayfa: 90)

***

Bizim Çete

Kedilerimize,
Ezra, Celine, Turgenev,
Ernie, Fyodor ve Gertrude
adlarını takmak istedim
fakat
İyi biri olduğum için
karımın onları adlandırmalarına
izin verdim
ve işte sonuç;
Ting, Ding, Beeker,
Bhau, Feather ve
Beauty.

bir Tolstoy bile yok
lanet
grupta.” (sayfa: 98)

***

“Park yerine doğru yürüyorum. Kediler bitkin bir vaziyette ortalığa yayılmışlar. Bir sonraki hayatımda kedi olmak istiyorum. Günde 20 saat uyumak ve beslenmeyi beklemek. Ortalıkta takılıp kıçımı yalamak. İnsanlar fazlasıyla sefil, öfkeli ve tek amaçlı.” (sayfa: 105)

***

“Kediniz var mı? Ya da kedileriniz? Uyurlar, yavrum. Günde 20 saat uyuyup yine de çok güzel görünebilirler. Heyecanlanmak için bir neden olmadığını bilirler. Bir sonraki öğün. Ve arada sırada öldürecek bir şeyler. Güçler tarafından yırtılmakta olduğumu hissettiğimde bir ya da birkaç kedimi seyrederim. 9 kedim var. uyuyan ya da uyuklamakta olan birine bakarım ve gevşerim. Yazmak da kedilerimden biridir. Yazmak yüzleşmemi sağlar. Beni gevşetir. Bir süre için en azından. Sonra devrelerim karışır ve baştan başlamak zorunda kalırım. Yazarların yazmayı nasıl bıraktıklarını hiçbir zaman anlayamadım. Nasıl gevşerler?” (sayfa: 110)