Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Yeraltı”

Bayan Arıza tarafından 25 - Nisan - 2012 tarihinde yazıldı.

F. Dostoyevski, “Bir insan umudunu yitirir ve amaçsız kalırsa, sırf can sıkıntısı bile onu bir hayvana çevirebilir.” diyor. Zeki Demirkubuz’un son filmi Yeraltı. Bir süredir merakla beklediğimiz Dostoyevski’den sözlerle bize kesitler sunan bir Film “ Yeraltı”

Zeki Demirkubuz ismi herkese tanıdık gelecektir. Demirkubuz daha önce Kader, Kıskanmak, C Blok, Bekleme Odası, Masumiyet gibi filmlerle karşımıza çıkmıştı.  Zeki Demirkubuz filmlerinden yola çıkarsak, diyeceğimiz ilk şey;   görüntüden çok düşüncelere önem verdiği. Kavramlara kafa patlatır, samimiyet önplanda ,sokak dili sahnelerde göze çarpar. Yeraltı’nda bunu sıklıkla görüyoruz.

Film de Dostoyevski sözleri ağırlıkta.  Dostoyevski, Zeki Demirkubuz için bir ilham kaynağı.  Dostoyevski sözleriyle kestirme bir yol çiziyor Demirkubuz bu filminde.  

Filmin başından itibaren Dostoyevski sözleri beynimizde yer ediniyor. Engin günaydın bu filmde Muharrem karakteriyle karşımızda.  Aylak  , hayvan belgeselleri izleyen, kendisiyle yüzleşen,döneceği tek yer kendi yeraltı olan adam. “ Yeraltı” diye betimlediği şeyse kendi evi.   Muharrem karakteri her insanın kendinden bulabileceği özelliklere sahip. Gittikçe insanların yalnızlaşması ve ilişkilerinin zayıflamasına dair bir şey.  Muharrem karakteriyle kendinizden çok şey buluyorsunuz.

Aynı zamanda Muharrem karakteriyle karşımıza çıkan Engin Günaydın bu role hazırlanmak için yaklaşık 6 ay role çalışmış  Muharrem karakterinden devam edecek olursak; Muharrem  sözünü esirgemeyen biri,  Muharrem’in yanında çalışan bir kadın var. Her sabah kahvaltısını hazırlayan, akşam yemeğini pişiren bir kadın. Muharrem bir memur hayatı yaşıyor.

İşten eve ,evden işe, bazı geceler gece hayatına dalıyor. Kendisiyle çok sık yüzleşiyor.  Aynı zamanda Muharrem , nefret ettiği  eski arkadaşlarının akşam yemeğine kendisini zorla kabul ettiren biri. Arkadaşlarının arkasından değil de , yüzlerine karşı “ hırsız “ diyebilecek bir karakterde.  Otelde “ hırsız “ diye hitap ettiği kişiye Muharrem şöyle seslenir. Bu sahnesi filmin kırılma anlarından.

"Sayın generalim ve kadirşinas yalakaları; şunu iyi bilin ki, gösteriş budalası insanlardan, gösterişli laflardan, gösterişin kendisinden, hiç hoşlanmam, bu bir. Kibirden, kendini beğenmişlikten, bütün bu dağları ben yarattım havalarından, süslü kişiliklerden nefret ederim, bu iki. Yalakalardan, yalakalıktan, yalakaca edilmiş laflardan ve davranışlardan da nefret ederim bu üç. Dördüncüsü, gerçeği, içtenliği, samimiyeti çok severim. Ve Dostoyevski'nin dediği gibi: gerçeğin, her şeyin üstünde, zavallı egolarımızın bile üstünde tutulmasını isterim. Arkadaşlığın karşılıklı, açıksözlü ve yalansız olanı için canımı veririm. Evet buna bayılırım. Arkadaşlık, hassaslık ve incelik isteyen bir iştir. Öyle kabalığa, özensizliğe, alaycılığa gelmez. “

Bu sahnede Demirkubuz’un “ gerisarma “ özelliğiyle yaptığı yönteme şöyle bir soru soruluyor, Demirkubuz’un cevabı şöyle;

-Yemek sahnesinde daha önce hiç yapmadığın bir şey yapıyorsun, geri sarma. Neden böyle bir tercih?

O sahne, Muharrem gibi zayıf bir adamın dışta gösterdiği ile içte sakladığı arasındaki derin uçurumun farkını ortaya koymak içindi. Orada flashback ya da Haneke'nin yaptığı gibi gerisarma yapabilirdim. Ama bu yöntem, Muharrem'in insanî yönünü, gösterdikleri ile sakladıkları arasındaki farkı daha iyi ortaya koyuyordu..

Muharrem'in evinde  hizmetçi olarak çalışan kadının birlikte kaldığı adamın uluması  sahnesi filme ayrı bir boyut katmış. Bu ulumadan sonra Muharrem'de değişiklikler görülüyor, işe giderken Muharrem bu ulumaları yapıyor.İş arkadaşları Muharrem'i farklı gözlerle izliyor. " Yeraltından Ulumalar" tabiri bunun için yerinde bir tanım olur. Muharrem delilik mertebesine ulaşıyor.

Filmin olmazsa olmazlarından biri " Patates"  Demirkubuz bunu imge olarak kullanıp,filmin geneline yansıtıyor. Muharrem'in uykusunu alamadığı bir gecede patates'i karşı komşunun camına tam isabet yapıştırıyor. Kendi karanlığına karşı sessizlik içinde boğulmayı seçiyor Muharrem, sesliliğe dayanamaması da bu yüzden. Film boyunca yönetmenin gözünden patatesi görüyoruz. Muharrem'in bırakamadığı tek şey patates. Kafası kıyak şekilde uyandığında yanında olan, komşuların seslerini kesmek için kullandığı bir şey. İmge olarak Demirkubuz'un patates'i kullanması takdir edilesi. Yalnızlığın diğer bir hali de denebilir patates için. 

Demirkubuz'un bu filminde kısa bir sahne olarak " Masumiyet" (1997) filmi izleyiciye aktarılıyor.Muharrem'in  bir hayat kadınıyla otel odasında geçirdikleri sahne fazla uzatılmış.   Ayrıca filmin finali farklı bir biçimde izleyiciye yansıtılabilirdi. 

Muharrem karakteriyle karşımıza çıkan Engin Günaydın  ve görüntü yönetmeni filmde iyi iş çıkarmış. Kendi içimize seslenen,  hayatın gerçeklerine ayna tutan ve Yapmacılıktan uzak, samimiyetin ön planda olduğu bir film olmuş" Yeraltı" 

"Herkesin bir Yeraltısı vardır".