Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Palo Alto”

Bayan Arıza tarafından 23 - Ekim - 2014 tarihinde yazıldı.

Edebiyattan sinemaya uyarlanan filmler her ne kadar çekici gibi görünse de bazı filmler bunun hakkını veremiyor. Kitapla aynı olmasını bekleyemezsiniz ama en azından  iyi iş çıkarmasını, kendinizden bir parça bulmak istersiniz.

Film Ekimi’nde (11-17 Ekim) haftası olması sebebiyle  ne kadar iyi filmler olsa da beklentinizi karşılamayacak filmler de öne çıktı. Bu filmlerden biri Gia Coppola, senaryosunu yazıp yönettiği bu ilk filmini, James Franco’nunyazdığı “ Palo Alto Öyküleri “ kitabından beyazperdeye uyarlanan “ Palo Alto”.

Gia Coppala,  bu filminde genç kuşağa sesleniyor, gençlik sorunlarına yöneliyor. Utangaç, aileden kopuk, melankolik karakterler yaratıyor Coppala.  Cinselliğe kadar uzanan bir yelpazede sunuyor bu filmi. Amerikan vari diyaloglarla sunarken filmi izlerken kopukluklar yaşıyorsunuz. Kurgu eksikliğini film bağlantısında net olarak gözlemliyorsunuz.

Hikâye kabataslak olarak  Teddy,  April, Fred karakterleri üzerinden ilerlese de, bu karakterlere ilerleyen zamanda Emily ve takım koçu MR.B katılıyor. Bu karakterler film içinde önemli yere sahipler, ama ana karakter "April" karşımızda duruyor. Yönetmen, April'in gözünden anlatıyor çoğu şeyi.

Karakter tanıtmak gerekirse; Teddy melankolik takılan uyuşturucuyla alkolle kafayı bozan  bir karakter olarak karşımıza çıkarken, Emily cinselliğe düşkün, sevgi eksikliği yaşayan bir kız. Filmde dikkatleri üzerine çıkan diğer karakter “April”.  April aynı zamanda takım koçunun oğluna bebek bakıcılığı yapıyor. Aralarında bir süre sonra hoşlanma durumu gelişiyor, ama zamanla April bunun doğru bir şey olmadığını, MR.B’nin kendisini kullandığını düşünüyor.

April’den hoşlanan diğer bir karakter uyuşturucuyla zamanını geçiren ve sonrasında uyuşturucuyu bırakmak isteyen Teddy.  Teddy karakteri olarak Jack Kilmer, filmde oyunculuğuyla  iyi iş çıkarıyor. Melankolik rolünü  oynamasının bunda etkisi fazla. Diğer oyuncular sınıfta kalmasa da Jack Kilmer isminin öne çıktığını söylemek yanlış olmaz. Karakterler arası kopukluk filmi izlerken net görülüyor.

Filmde açığa çıkan diğer bir özellik ana tema sorunu ve senaryonun aksaklığı.  Kötü anlatım ve  sıkılarak 1.5 saatlik zamanı geçirmiş oluyorsunuz.  Araya iyi müzikler serpiştirilse de üzerinizde etki bırakmadığını söylemek gerekir. 

Filmin son sahnesi kötü bir anlatımla seyirciye sunuluyor, bunun haricinde Palo Alto şehrinin  filmde fazla gösterilmemesi film adına eksiklik olarak önümüzde duruyor.

Sonuç olarak  Amerikan sineması her ne kadar  gençlik filmlerinde iyi işler çıkarsa da , Gia Coppala’nın  vasat ve bilindik gençlik filmi olarak karşımızda duran "Palo Alto" bu açıdan    sınıfta kalıyor.