Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Bayan Arıza tarafından 14 - Nisan - 2015 tarihinde yazıldı.

“Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez…”

Bazı filmlerin vizyona girişini merak eder sonrasında bir beklenti içerisine girersiniz. Bu filmler romanlardan uyarlanma filmler olunca beklenti artar. Romandaki çoğu cümleyi filmde göremezsiniz, eksik bir parçası olur bu tür filmlerin.İlhami Algör’ün filmle aynı ismine sahip  kitabından beyazperdeye uyarlanan  “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku” bu türden bir film.  Çiğdem Vitrinel’in sinematografisindeki ikinci filmi.

Bu filmin önemli özelliklerinden biri erkek gözünden anlatıyor olması. Çigdem Vitrinel, orta yaşlı bunalımında yalnız ve romanı çıkmamış bir yazarın dünyasına davet ediyor seyirciyi. Bu dünyanın içinde her şey var. Bu dünyadaki karakterimiz Arif.  Behzat Ç dizisinden tanıdığımız alkolik adamı bu defa duygusal, melankolik, nihilist biri olarak tanıtıyor Vitrinel.

Arif, yarım kalmış romanını bitirmeye çalışıyor, bunun için ilham arıyor. Kendi kafasında kurduğu bir karakter var, filmde bu karakter bize Arif’in iç sesinden yansıtılıyor. Karakterimizin içinde Atılgan’ın Aylak Adam’ını görüyoruz, Müzeyyen ile tanıştıktan sonra hayatı değişime uğruyor. Müzeyyen güzelliğiyle dikkat çeken, hiçbir şeyi sorgulamayan “Kürk Mantolu Madonna“ edasıyla tanıtılıyor seyirciye. Bu dünyada Arif, Müzeyyen’nin esiri olmuş, aşkının peşinden koşuyor, bu kendisi için tutkulu bir aşk.

Filmde üç oyuncu (Ege Aydan, Erdal Beşikçioğlu, Sezin Akbaşoğulları) uyum sorunu çekmiyor, çünkü daha önceleri Behzat Ç dizisinden tanıdığımız oyuncular bunlar.  Bunu filmde de gösteriyorlar. Bu oyuncuların üstüne yan karakterlerde fazla gözükmese de Derya Alabora’nın gözüktüğü sahnelerde kendisine metres rolü biçilmiş, bu role yakıştığını söyleyebilirim.  Kitaptan uyarlanma bir film olduğu için filmin eksik yönleri de var. Kitabı okumadığım için yorum yapmak sağlıklı olmayacaktır. Ege Aydan ile Erdal Beşikçioğlu’nu bir arada görüp Erdal Beşikçioğlu’nun  “siktir be abi“ deyişini filmde  düşünmüşüzdür (En azından aklıma gelmedi değil).

Filmde ayrı bir parantez açma gereği duyduğum şeylerden biri müziklerdi. Filmin ruhuna uygun şarkılar seçilmiş, bu açıdan başarılı buldum. Tekrardan filme dönecek olursak; Arif karakteri üzerinden anlatılıyor film bize. Arif, kadının onu neden terk ettiğini düşünüyor, sonra hata bende mi diye düşünüp duruyor. Her şey bu döngünün içinde yer alıyor. Belki de hata ne Arif de , Ne de Müzeyyen de. Belki de her şey belirsizliklerde yatıyor. Yönetmenin düşündürdüklerinden biri de bu.

Oyuncular başarılı bir performans sergilese de Diyaloglar açısından film beklentiyi karşılayamıyor. Kitabın sayfa sayısı 50-60 sayfa civarı olmasına rağmen  filmin süresinin 1 saat 40 dakika olması film adına uzun bir süre ve bu  zaman diliminde eksik olan çok şey var film adına.  Okumadığımdan dolayı kitabı bir kenara bırakacak olursak “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku“ günümüz ilişkilerine değinen, arayış peşinde olan bir adamın portresini yansıtıyor seyirciye, bu portreyi yansıtırken beklentinizi yüksek tutmamanız tavsiye edilir!

Filmin Adı: Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Oyuncular: Erdal Beşikçioğlu, Ege Aydan, Sezin Akbaşoğulları, Derya Alabora

Yapım Yılı: 2014

Yönetmen: Çiğdem Vitrinel

Senaryo: Ceyda Aşar