Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Bayan Arıza tarafından 23 - Temmuz - 2014 tarihinde yazıldı.

Emrah Serbes bir kitabında “Barış Bıçakçı’nın en iyi kitabı, Aramızdaki en kısa mesafe. Ama o bunun farkında değil.”  diyordu. Bu tespitini doğru bulmuştum Emrah Serbes’in.

Yazarlar kendi yazdıkları kitapları bazen görmezden gelebiliyordu, “Aramızdaki en kısa mesafe” haricinde Barış Bıçakçı’nın diğer iyi kitabı Bizim Büyük Çaresizliğimiz. Yakın zamanda erken yaşta kaybettiğimiz Seyfi Teoman’ın sinemalaştırdığı bir eser. Kitaptan uyarlanan bu eser Seyfi Teoman’ın ikinci filmi, maalesef son filmi oldu.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz’e Türk Sinemasının kayda değer işlerinden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Her ne kadar çoğu filmde olduğu gibi kitaptan sinemaya uyarlanan eserlerde eksiklikler olsa da, bu filmde de eksik olduğunu söylemek gerekir. 

Film; bir cenaze evi  sahnesiyle başlıyor. Bu esnada her şeyden habersiziz, filmin kahramanları ortalıkta yok.Kitabın tamamını okumamış biri olarak kitap ilk okuduğum itibariyle akıcı bir anlatıma sahipti, filmse ağır temposuyla, tutuk anlatımıyla dikkat çekiyor. 

Konuya geçecek olursak; Lise yılların beri iki arkadaş Yurt dışında yaşayan arkadaşları Fikret Türkiye’ye dönerken trafik kazası geçiriyor, Trafik kazası geçirmesinin ardından Kazada annesini ve babasını kaybediyor. Fikret kardeşini en yakın arkadaşlarını emanet ediyor. İlk başlarda yaşadığı travmanın etkisinden kurtulamayan Nihal bir süre sonra Çetin ve Ender’le her şeyini paylaşarak bu travmadan kurtulmak istiyor. Bu travmadan yavaş yavaş kurtuluyor. İlkte Çetin ve Ender’i abi olarak gören Nihal kısa sürede ikisinin de hayatında iz bırakıyor. Arkadaşlarını tanıştırıyor, beraber sinemaya gidiyorlar.

Araya bir kadın girse de iki arkadaşın dostluğu zedelenmiyor. İkisi de Nihal’e aşık olsa da birbirlerine karşı bunu belli etmiyorlar, ama sonrasında aşık olduklarını birbirlerine açıklıyorlar. Filmde daha çok Ender ve Nihal arasındaki daha güçlü. Film aynı zamanda bir kadının bir dostluğu bozabileceğinin sinyalini verirken, gerçek dostlukların araya bir kadın girse dahi bozulmayacağını resmediyor.  

Filmde her ne kadar Ender ve Çetin ikilisinin Nihal’e aşık olmalarındaki çaresizlik aktarılsa da, asıl çaresizlik aslında Nihal’in Ender ve Çetin gibi dosta sahip olamaması asıl çaresizlik. Film boyunca aşk mevzuları ağırlıkta olsa da Ender ve Çetin’in sıkı dostluğunu görüyoruz. Ender karakteriyle karşımıza çıkan İlker Aksum iyi iş çıkarmış. Çetin karakteriyle karşımıza çıkan Fatih Al’da İlker Aksum’a göre başarılı oyuncu performansıyla öne çıkıyor. Nihal’ı oynayan Güneş Sayın yerine başka bir oyuncu tercihi yapılabilirdi, ama filmde çok sırıttığını söyleyemeyiz.

“Bizim Büyük Çaresizliğimiz” aşk çaresizliğinden çok, bir dostluk hikayesi. Dostluk hikayesi güzel işlenmiş. Bu dostluk tam anlamıyla Behzat Ç-Hayalet-Harun-Akbaba karakterlerinde güçlü bağ gibi yansıtılıyor. Ama Çetin ve Ender’in dostluğu eşsiz görülebilecek dostluklardan. Bir kadının bir dostluğa parçalamayacağını, alt edemeyeceğini gözünüze sokuyor Seyfi Teoman. Bu dünyada böyle güçlü dostluklar var mı dedirten bir eseri sunuyor bize.  Seyfi Teoman’dan kalan kıymetli bir yapıt elinizdeki film. Çok kez Ender ve Çetin’i kendinizde görebileceksiniz.

Son olarak; İyi bir film kriteri Seyfi Teoman için şöyleydi; "Benim için iyi film kriterleri; samimi olması, dürüst olması, herhangi bir hesap içermemesi."

Söyleyecek sözü olan bir isimdi Seyfi Teoman, aramızdan ayrıldığında da bu kıymetli eseri bizlere bırakarak gitti. 

İzlerken Altını Çizdiklerim:

"Nihal hakkında ne düşünüyorsun?

  Ben ona aşık oldum Çetin.

  Ben de be, ben de"

*

“Nihal: Seni özledim Ender.

 Ender: Bizde seni özledik, aile gibi olduk. Alışmışız sana."

*

“Bana yalnızca insan kendini anlayabilir gibi geliyor. O da zaman zaman.”