Cem Kurtuluş’tan bu kez albüm kritiği: Accept “Stalingrad”

Bayan Arıza tarafından 3 - Ekim - 2014 tarihinde yazıldı.

Bazı albümler hakkında ne kadar yazarsanız yazın eksik bir şeyler mutlaka vardır. Müzikten ziyade içinde barındırdığı anlamlar albüm bütünlüğü açısından önemlidir. Heavy metal tarihi boyunca önemli mevzulara değinen heavy metal grupları hep oldu, hep de olacaktır.  

“Blood Of The Nations” albümüyle etrafı kana bulayan, UDO’nun yerine Mark Tornillo takviyesi yapan Accept grubu dünya için mesaj vermeye devam ediyor. Bu mesajı da tarihin en kanlı savaşlarından biri olan Stalingrad savaşını anlatarak ele alıyor. Albüme ismini veren “Stalingrad” üstünde konuşulması gereken bir albüm.

Blood Of The Nations ile iyi bir geri dönüş yapan Accept, Mark Tornillo abimizin öncülüğünde iyi işler çıkarmaya devam ediyor. Sound olarak melodik bir albümle karşı karşıya olduğunuz “Hung, Drawn and Quartered” ile açığa çıkıyor. Savaşın her türlüsünü çarpıcı şekilde anlatan şarkılar olsa da Stalingrad” sözleriyle öne çıkıyor, ama  müzikal olarak sınıfta kalıyor. Onuru için savaşanlar, donan ve verilen emirleri uygulamakta olan askerler, parçalanmış cesetler, ölümler ve  Stalingrad savaşının getirileri..

"Hellfire" ile yangın devam ediyor. Gün ışığında güzelliği gören insanların birden bir küle döndüğünü anlatıyor. “Blood Of The Nations” albümündeki şarkılara göre benzerlik gösteriyor. Şarkının bitimine 2 dakika kala gelen sololar savaş psikolojisini halini yansıtıyor.

Bombardıman “Flash To Bang Time” ile devam ediyor. Albümdeki favorilerimden. Güçlü sesiyle yeri göğü inletmeyi başarıyor Mark Tornillo abimiz. Girişiyle eski Accept albümlerine selam çakıyor. Bilmeyenler için şarkının isminin askeri anlamda şöyle bir ifadesi var; “Ateş etmekte olan bir silah alevinin gözle görülmesi ile aynı silahtan çıkan patlama sesinin duyulması arasında geçen zaman”. Sololar albümün ilk şarkılarına göre vasat şekilde değil, çok da sırıtmıyor.

“Blood Of The Nations “ albümünde ballad koymayı unutmayan Accept, bu albümde de “Shadow Soldiers” ile selamlıyor bizi. Duygu yüklü girişle açılıyor şarkı, özgürlüğü için savaşan askerler asıl tema şarkıda.  Wolf abimiz gitarda döktürüyor yine.  Wolf Hoffman bu şarkının yazılma nedenini bir röportajında şöyle açıklamıştır; "but “stalingrad” is not a concept album; the band tackles numerous topics, such as … the price paid by soldiers who died for rest in places like arlington national cemetery (“shadow soldiers”)".

Wolf abimiz kaldığı yerden devam ediyor “Revolution” ile. Ekonomik olaylardan tut açlık mevzusuna kadar geniş yelpazede değiniyor. Nakarat her şeyi özetliyor; “What's wrong, with this picture , The poor get poorer and the rich get richer“.  Saldırı “Against The World" ile devam ediyor. Tornillo abimiz başta olmak üzere Accept tayfası üzerine düşeni yapıyor. 

Ballad değeri taşıyan duygusal noktalara taşıyan “Twist Of Fate” ile beraber yola devam ediyoruz. Vokalin iniş-çıkışları yerinde, Accept’in 1980 dönemlerine selam çakmasının yönünde adeta hard rock kokuyor. 

Mevzuyu uzatmadan albüm hakkında söyleyebileceğim “Blood Of The Nations” albümüyle karşılaştırılmaması olur. “Her albümü yeni bir tat" önerisiyle albümü dinlemeye davet ediyorum sizi.