Bayan Arıza “farkında olmak büyük belâ”

Bayan Arıza tarafından 9 - Mart - 2011 tarihinde yazıldı.

5 Ekim

Geldi ve gitti. Bana İzlanda’nın jeolojik yapısından bahsetti, ben sustum. Konuşmaya çalıştık, beceremedik. Sürekli bir şeyler anlattı durdu. Ben uyumak istediğimi söyledim. Gidip yattım. Yanıma geldi. Yine bir şeyler anlattı bana.

“İstersen bir battaniye verebilirim” dedim.

Yanıma geldi. Sarılmaya çalıştı. Sırtımı döndüm.

Sonuçta gitti. Umarım gerçekten gitmiştir.

17 Ekim

Hayır ben oynamıyorum, defalarca söyledim bunu O’na.

“Taktik geliştirmek benim işim değil tamam mı?” dedim.

“Sen ne biçim birisin anlayamıyorum” dedi.

An’ı yaşamaktan bahsederken, en ufak bir sevgi kırıntısı görsem takılıp peşine gidiyorum. Bu nasıl bir çelişkidir? Ne yani, açmasa mıydım kalbimi? Kendime mi saklasaydım her şeyi?

En iyi dostlarım bugün bana:

“Sen çok iyisin, biraz kötü ol, en azından kötü rolü yap” dediler.

“Ben rol yapamam, hiçbir zaman yapmadım” dedim.

Ayrıca neden başka biri olayım ki? Neden kötüyü oynamak zorunda kalayım?

18 Ekim

İnsanlık var olduğundan beri süregelen ve değişmeyen bir şey var.

Benim için başka bir şehirden geldi. Şu an evine varmış olmalı. Sevdiğini söylüyor. Üstelik bunu yıllardır yapıyor. Defalarca bunu samimi bulmadığımı söyledim kendisine. Kararının doğruluğundan öyle emin ki tüm bu kendinden eminliği veya benim O’na ait olduğumu düşünmesi beni çileden çıkarıyor. Hayır, ben kimseye ait değilim. Ne bir kimseye, ne bir yere, hiç kimseye, hiçbir yere, hiçbir şeye ait değilim!

Bugün bana dört kez “seni seviyorum” dedi. Hiçbirine inanmadım. Üstelik inanmadığımı da söyledim kendisine.

20 Ekim

Kararlar alıp, yine aynı hızla kararlar veriyorum. Bu hayattan bıktım. Ama bunun yerine koyabileceğim bir şey yok. Olsa keşfetmiştim.

24 Ekim

O’na “Hayır” dedim. Bundan daha açık olamazdım. Ama her hayır deyişimde daha çok üstüme geliyor. Acaba farkında olmadan “hayır” derken, “evet” i mi kastediyorum? Bu adam ne yapmak istiyor?

“Seni istemiyorum tamam mı? Kafandan geçenleri biliyorum ve istediğin ben değilim" diyorum O'na.

“Kıçının dibinde olmak istiyorum görmüyor musun?” diyor.
 
Susuyorum.

“Tam yarım saat boyunca gözlerinin içine baktım, sen n’aptın, elinde biran ve sigaranla sürekli insanlarla konuştun, şarkıya eşlik ettin, bir kez olsun bakmadın bana, gözlerinin içine baktım, fark et diye ama sen benden başka her yere baktın” diyor.

“Fark etmedim, hem senin bir sevgiliye ihtiyacin var ve inan bana bu ben değilim” diyorum.

“Sen her şeysin” diyor.
 
“Yalan, yalan, yalan” diye yüzüne kocaman kocaman haykırıyorum.

Yanından kaçıyorum. Anlasın diye, O’nu istemediğimi anlasın diye. Ama anlamıyor. Nereye gitsem buluyor beni. Kollarına atılacağımdan o kadar emin ki, neye güveniyor bu herif? Hem ben neden sert biri olamadım ki? Neden hep karşımdaki insanı incitmekten bu denli korktum. Liğme liğme oldu ruhum.

“Bir insan bir insanı on sene boyunca nasıl aynı şekilde sever?” diye soruyorum.

Aynısını O’na da söyledim:

“Bir insan bir insanı yedi sene boyunca aynı şekilde sevebilir mi?” dedim.

“Zaman nedir ki?” dedi. Kafamı önüme eğdim.

“Biliyorum, ben senin için doğru insan değilim, eğer ben senin doğrun olsaydım çocuğumuzu seviyor olurduk” dedi. Bir şey demedim. 

“Sen benim için doğrusun, her insanın hayatında sadece bir kez yaşayacağı bir şey bu, ben buldum, umarım sen de bulursun bir gün” dedi. Yine sustum. 

“Belki de buldun ama fark etmedin” dedi. 

“Belki de” dedim.

1 Kasım

Bir gün kendim gibi birini bulursam “evet bu” diyeceğim. Ama öyle biri yok. Olmadığını da anlamış oldum.

Cevabımı bugün vereceğim, yine ve yine “hayır, evlenmeyeceğim seninle” diyeceğim. Mantıklı olan bu. Herkes için bu. Gerçi onların sevgisinden şüphe duymuyorum. Kendime dair şüphelerim var.

7 Kasım

Hiçbir şeyin anlamı yok ya da her şey çok anlamlı.

26 Kasım “Doğum günü kızı”

“i am not a superman” diyordu şarkıda. Sanırım. Hiçbirimiz superman değiliz, olamayız da. Ama ruhumuz var ve samimiyiz.

Bugün doğum günüm. Ve artık yaşlıyım, tescillendi, kaçış yok! 

Hem doğum günü çocuğuyuz, iyi hissetmek lazım, öyle mi? Peki ben neden hâlâ hüzne 1-0 yenilmiş durumdayım? Mutlu hissetmeliyim, en azından bugün. Tamam! Yazılı kurallar yok ama en azından birazcık mutlu olamaz mıyım? Neden, neden bu hüzün?

Farkında olmak büyük bir belâ. 

7 Aralık

Ben O’nun için renk değiştirebileceğimi bile söyledim. Mor’umdan vazgeçmeyecektim ama morun yanına bir renk daha ekleyecektim. Bu, hiç kimse için yapmadığım bir şeydi. Belki tüm cesaretimi toplayıp, karşısına çıkıp, aynen film repliklerindeki gibi, satır aralarındaki gibi “seni seviyorum” diyebilirim. Ama söylememe ne gerek var, biliyor. Çünkü rengini sevebileceğimi söyledim. Moru sevmeyeceğini söyledi. Yani beni sevmeyeceğini. Çünkü moru sevmek, beni sevmek demek. Bu kadar açık. Beni boyamasına bile izin verebilirdim. İşte bu kadar açıktım, açacaktım kalbimin tüm kapak(çık)larını. Ama sevmiyor beni. Birileri benim için ölürken, ben rengimi bile feda ediyorum O’nun için. Ama s.klemiyor. Bu gerçekten de canımı çok acıtıyor.

12 Aralık

“Her şeyi unutmak adına içmek lazım” dedim O’na. 

“Hayır, içtiğin zaman durum daha da kötüleşir” dedi. Haklı olabilir.

14 Aralık

Samimi görünüp, samimi olmayanlardan bıktım. Alsınlar kılıflarını k.çlarına soksunlar. Beni “ben” olduğum için sevecek cesareti yoksa, ben de herkes gibi olur, büyük gelse de maskemi takarım. Madem yalan istiyorlar. Kuyruklularını sunacağım onlara.

“Neydi sebebi gidişinin hiç çözemedim, çözmeye çalışmadım. Bir süre sonra vazgeçtim. Çünkü sen kendindin” diye başladı söze.

O beni anlıyor. Aslında bende O’nu. Ama bu bir şeyleri iyileştiriyor mu, hayır! O’nun istediklerini veremedim, s.ktir olup gittim. Doğru insanmışım O’nun için. Bunu diyor. Hep dedi. 

“Hayır bunun sabit fikirli olmakla ne alâkası var?” dedi. 

İşime mi gelmiyor sevilmek? Herkes bunu ister öyle değil mi? Ama ben sevmek istiyorum. 

“Bedenine ihtiyacım yok, bana lâzım olan ruhun” dedi. 

Güzel laflar, her kadın duymak ister. Keşke biraz kıpırdansaydı kalbim. Ama hiçbir şey hissetmiyorum, üzgünüm. 

“İçimdeki hüzünle dalga geçme, benim yaşam kaynağım o” dedi. 

Ne diyebilirdim ki? Tüm bu güzel sözcükler karşısında susuyorum, sustum.

“Söyleyebilecek bir şeyim yok. Gidelim buradan” dedim. Elimi tuttu ve sıktı. 

“Hayır, sana olan özlemim bitmedi” dedi. 

“İçimde boşluk" var dedim. 

“her şey kabulum” dedi. 

Kaçamadım. Gözlerimin içine bakmasına izin verdim. Sevgiye ihtiyacım vardı tamam mı, n’apabilirdim? Tüm o güzel sözcükleri, yıllar yılı söylemekten asla bıkmadığı o sözcükleri bir bir sıraladı kulaklarıma.

24 Aralık

Tüm özel günlerden istediğim gibi sadece “huzur” istiyorum 2004’ten. 

Bayan Arıza (2003'e veda ederken)